Sözcükler! Sadece sözcükler! Ne kadar da korkunçlardı! Ne kadar berrak, canlı ve gaddarlardı! İnsanın bunlardan kaçması mümkün değildi. Ama bir yandan da ne kadar zarif bir sihre sahiplerdi! Şekilsiz şeylere esnek bir şekil veriyor ve keman ya da ut sesi kadar tatlı, kendilerine has bir müziğe sahip gibiydiler. Sadece sözcüklerdi bunlar! Ama bunlar kadar gerçek olan bir şey var mıydı dünyada?
Hayatın şefkatli yanını bana sen öğrettin, sevgili Portuga. Bugün çocuklara misketler ve kartlar dağıtmaya çalışan benim, çünkü şefkat olmayınca hayatın pek değeri kalmıyor.