Şiire Meftun

Şiire Meftun
@Tanpinar67
Günler geçer herkes gider...
Yine Yalnız Kaldım
Bir ıslaklık düşer ruhuma Yüreğim mi ıslanır, gözlerim mi buğulanır bilemem Zamana küserim seninle diye bensiz Yırtarım yarınları takvimlerden “ Bir gün” koyarım her yaprağın yerine Bilirim birisi “Bugün” olacak sonunda Yaşadım diyeceğim tebessümünü “Bakışlarının beyazlığına dokundum! ” diyeceğim Gülümseyeceğim… Elimdeki boşluğu tartarım Diğerinde hayatım olur bütün ağırlığı ile, boşluğa kavuşamam Baharları sayarım parmaklarımla Beşinciye ulaşamaz bir türlü Hayallerimi çıkarmak isterim geriye gün kalmaz maziden Boynu bükük bir yüreği seyrederim baktığım aynalarda Hüzün çarpar göğsünde Gönlünde yalnızlık ağlar Ayak izlerime bakarım geriye dönüp Ya başka iz yok yanında Ya da bir bilinmez rüzgâr silmiş izleri Maziyi darağacına çekmek isterim yargılayıp Ya ip olmaz ya cellât İşte o an seni düşünür Hayaline tutunurum Ellerinin sıcağından çalarım yüreğime koymak için Bir tutam pembelik yanaklarından Dostluğu taşıyan bakışlarından çalarım usulca Serperim yarınlara Ne olursun hep gülümse Hep iyiyim de, mutluyum de
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gün doğar, akşam olur, Gökyüzünden bulutlar geçer, Mazideki birinci gibi, Yanındaki sonuncu da gider, Garip kalırsın Dünyada. Kimi yollarda kaybolur, Kimi karanlıkta, Kimi geçmişte dolaşır, Kimi yalnızlıkta, Yalnız bir yolcu gibi, Garip kalırsın Dünyada. Dünya döner, mevsimler geçer, Anılar dolanır etrafında, Eşin, dostun, ailen, sevgilin, Herkes gider bir gün, Sessizce kaybolur uzaklara. Bir elveda şarkısı çalar, Rüzgarın sesinde yankılanır hüzün, Severek gelen sevgili üzerek gider, Garip kalırsın Dünyada. Akın Ergin
Ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi: Garip başimın derdi bir yürek taşıyorum. Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı: İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum. Sabahattin Ali
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mi olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı? Victor Hugo
Geri Gelen Mektup
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı. Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler! Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil' İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil