Sevdalınız komünisttir,
on yıldan beri hapistir,
yatar Bursa kalesinde.
Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar,
en âlâ mertebeye ermiş yatar,
yatar Bursa kalesinde. Nazım Hikmet Ran
Kendimizi tanırız; ama bütün çabalarımıza karşın gene de tanımıyoruzdur. Öbür insanları tanırız, ama tanıyamayız da onları, çünkü nesne değilizdir, karşımızdakiler de birer nesne değildir. Varlığımızın ya da başka birisinin varlığının ne denli derinine inersek, bilgi'nin son amacı bizden o denli uzaklaşır. Gene de insan ruhunun gizine ermeyi, "o" dediğimiz en iç öze varmayı istemekten kendimizi alamayız.
Eşitlik, hiç kimsenin, başka birisinin amaçları için araç olmaması anlamına geliyordu. Bütün insanlar birbirleri için amaç, yalnızca amaç oldukları sürece vardı eşitlik, araç oldukları zaman değil.
Aslında o coşkun tutku, birbiri için "deli" olma, sevginin büyüklüğüne kanıt sanılır; bu olsa olsa o kişilerin daha önce içinde bulundukları yalnızlık duygusunun büyüklüğüne kanıttır.