''Adamın biri sana günün birinde ''Seni seviyorum'' dedi. Ben değildim o. Sen sağken aklımdan geçmiyordu, ama bugün ben de aynı şeyi söyleyebilirim, her ne kadar benimki onunki gibi bir sevgi olmasa da. Sözlerim çok geç kaldı. Kararını değiştirmezlerdi büyük olasılıkla, ama anımı değiştirebilirlerdi. Birini öldükten sonra sevmek arkadaşlık mıdır?''
''Bir yıkıntı, rastlantı sonucu oluşmuş estetik bir nesnedir. Kuşkusuz, güzelleştirilmesi amaçlanmamıştır. Yıkıntı üretilmez, ona bakım yapılmaz. Yıkıntı aşağıya, yığına yönelmiştir. En güzel yanı çöküşe karşı ayakta kalan bölümüdür. İşte senin anın o ayakta kalan bölüm, bedeninse aşağıdaki yığın. Hayaletin belleğimde dimdik ayaktayken, iskeletin toprağın içinde çürüyor.''
"Yalnızca yaşayanlar tutarsız görünür. Ölüm, onların yaşamını oluşturan olay dizisini sona erdirir. İşte ondan sonra, boyun eğip o olaylara bir anlam yüklemeye çalışırız. Anlam yüklemeyi reddetmek, bir yaşamın, dolayısıyla yaşamın kendisinin saçma olduğunu kabullenmek demektir. Senin yaşamınsa olmuş bitmiş şeylerin tutarlılığına erişmemişti. O tutarlılığı ölüm kazandırdı ona.