"Çok uzun süre gelmiş geçmiş en normal varlık olduğum düşüncesiyle yaşadım. Bu düşünce bana verimsizlik zevkini, hatta tutkusunu verdi: Aptallığa ya da taşkınlığa batmış, meczuplarla dolu bir dünyada kendini göstermek neye yarar? Kendini kimin için harcayacaksın ve... ne uğruna? Her koşulda kurtarıcı, ama şu anda yıkıcı olan bu kesinlikten tamamen kurtulup kurtulmadığım ise meçhul."
''Yıllar üst üste yığıldıkça, gitgide karanlık bir gelecek imgesi oluştururuz kendimize. Sırf o geleceğin dışında kalmakla avunalım diye mi bu? Görünüşte öyle, ama gerçekte değil. Sıkıntılarını büyütmekten başka çare bulamayan insan için, gelecek her zaman felaket oldu; öyle ki her çağda hayat o anki güçlüklere çare bulunmazdan önce çok daha katlanılabilir olmuştur.''
''İki tür kişilik: gündüzcü ve gececi. Yöntemi de, etiği de farklıdır onların. Gün ortasında sözlerini sakınır, karanlıkta her şeyi söylersin. Başka insanların uykuya daldıkları saatlerde kendini sorguya çeken kişi için, düşündüğü şeyin kurtarıcı mı olduğunun, yoksa üzücü sonuçlar mı doğuracağının pek önemi yoktur. Bundan dolayı, o kendine ya da başkasına yapabileceği kötülüğe aldırmaksızın, doğmuş olma talihsizliğini kurcalar durur. Tehlikeli hakikatlerin baş döndürücü sarhoşluğu gece yarısından sonra başlar.''
''Uzun zamandır, oldum olası, bu dünyanın bana lazım olmadığının ve buraya alışamayacağımın bilincindeyim. Boş bir manevi gurur kırıntısına kapılmam ve varoluşumun bana bozulmuş ve yıpranmış bir mezmur gibi görünmesi işte bundan, sadece bundan dolayıdır.''