Hayat bazen böyledir. Ah Varenka! "Allah rızası için..." kelimelerini duymak ve "Allah versin" deyip hiçbir şey vermeden geçmek nasıl da acıdır. Bazen "Allah rızası için" hiç de o kadar kötü gelmez bilirsiniz pek çok çeşidi vardır. Bazen bu söz alışılmış devamlı söylenen bir dilenci sızlanmasıdır, onu geri çevirmek hiç de o kadar acı vermez. Çünkü artık kaşarlanmış bir dilencidir o. Buna alışkındır diye düşünür insan, üstesinden gelir, nasıl başa çıkabileceğini bilir. Bazen "Allah rızası için" kelimeleri hiç alışılmadık kaba ve kötü bir biçimde karşımıza çıkar, bugün olduğu gibi. Ben çocuğun mektubuna bakarken çitlere dayanmış bir adam vardı, dileneceği insanları seçiyordu. "Allah rızası için yarım peni" dedi, bunu öyle kesik kesik ve kibar bir şekilde söyledi ki korkunç bir duyguya kapıldım ama para falan veremedim çünkü yoktu. Aslında bakarsanız zenginler, fakir insanların kaderleri konusunda yüksek sesle yakınmalarından hiç hoşlanmazlar. Onların kendilerini rahatsız ettiklerini, problem çıkardıklarını söylerler. Evet, gerçekten de fakirlik sorundur. Belki onların karın gurultuları zenginleri uykularından uyandırır.
Neden kaderiniz bu kadar kötü? Neden başkaları hiç beklenmedik bir şekilde mutluluğa ulaşırken iyi insanlar mutsuz yaşamaya mahkum ediliyorlar? Biliyorum küçüğüm, böyle düşünmenin yanlış ve günah olduğunu biliyorum ama dürüst konuşmak gerekirse daha doğmamış çocuğun kaderi bile iyi yazılmışken neden bazılarının da doğar doğmaz sokağa atıldıklarını merak ediyorum aptalların kaderi iyi olurmuş: sen aptal. Al işte dedenin kesesi, karıştır istediğin gibi, harca, mutlu ol. Ama sen adın her neyse avucunu yala, sana bu yaraşır dostum, böyle düşünmek. Günahtır canım biliyorum ama bazen günah fikirler insanın aklına giriveriyor.