Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Aşk, sizce aşk nedir?"
"Suya taş attınız mı hiç?" diye sordu seyis. Sorusunu kendisi yanıtladı: "Hani taşı suya atarız da onun ardı sıra suda oluşan halkalara bakarız. Taşı ne kadar büyük ya da kuvvetli atarsak sudaki halkalar o kadar büyük ve çok olur. Olur, olur da bir süre sonra silinir gider. Ama taş hep suyun dibinde kalır su kurusa da dalga götürse de... İşte aşk budur."
Kutay Efendi acaba, diye düşünüyordu tekrar yola düştüğünde. Yalanın değmediği, riyanın uğramadığı, hüznün yaşanmadığı lekesiz bir kalp var mıydı bu âlemde? İnsana insanca muamele eden, hesapsızca seven ve sevilen birileri var mıydı dünyanın adını bilmediği uzak memleketlerinde?
Beniâdem nankördü, elde ettiği güzel şeyleri kendi zatından bilir ona göre yaşardı, ta ki felaketler, musibetler kapısını çalana değin. Ne zaman ki denizinde fırtınalar eser, kayık alabora olur, yaratıcıyı hatırlardı. Ve belki de böyle durumlarda insanın eriştiği en büyük bahtiyarlık, felaketlerin ardından hâlâ yürüyebilme şansının oluşuydu.