Tayfun Dinçer

Tayfun Dinçer
Bu profil okuduğum kitaplardan kendi hayatıma etkisi olacağını düşündüğüm satırları biriktirmek ve sonrasında göz atmak için oluşturulmuştur. -Saygı talep edilmez, hak edilir.

Tayfun Dinçer

, bir kitap okudu
9/10
·240 syf.·
Beğendi
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2019 14:06
·
2019 15. kitabı
Grigory Petrov
8.4/10 · 124,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ülkede çalışan ve üreten her bir insan, bir değerdir. Bu​nun yediği-içtiği her şeyi, tüketimini hesaplayınız. Mantıklı bir şekilde yetiştirilen her isanın, ülkeye neler kazandırabile​ceğini bir düşünün!.. Bir de üretmeden tüketenlerin, sarhoş​ların, asalakların maliyetini karşılaştırın. Eğer halkımız eğitim görmüş olsaydı, bunların her biri, ülke için millet için çalı​şan, üreten birer güç kaynağı olurdu.
Sayfa 65
Herkes hayattan bir şey almak ister ama ona bir şey ver​mek istemez.
Sayfa 42
“Hayattaki düzensizliklerin en büyük nedenlerinden biri şudur ki, herkes hayatında refaha kavuşmayı arzu eder, fakat hayatını terfi ettirmesini ve bizzat çalışma sonucunda hayatı​nı daha iyi bir biçimde düzenleme ihtiyacını hissetmez.” Lev Tolstoy
Sayfa 42
Anne Babalara Sitem
Kabahat gençlerde değil, sizdedir. Siz gençleri nasıl ter​biye ederseniz, onlar da öyle yetişir. Gençlere verdiğiniz ter​biye nedir? Sadece hiç!.. Anneler ev işleri ve yemek yapmakla; babalar da memuri​yet, ticaret, dükkân veya fabrika işleriyle meşgul olurlar. Ge​celeri de geç vakitlere kadar zamanlarını kahvehane ve kulüp​lerde oturarak ve iskambil oynayarak geçirirler. Ama çocukla​rıyla asla meşgul olmazlar. Çünkü bunun için vakitleri yoktur. Hem sonra çocuklarla meşgul olmak insanı yoran ve usandıran bir iştir. Bunlar çocuklarıyla konuşmazlar, onların yaşantılarıyla il​gilenmezler. Sadece boş zamanlarında çocuklarını sevip okşa​mayı bilirler ve onlara şekerleme ve oyuncaklar almaktan öte başka bir şey yapmazlar. Sonra da, “haydi bakalım, şimdi odanıza çekilin, gürültü etmeden kendi kendinize oynayın.” derler. Aslında bunun anlamı şudur: “Başımızdan defolun da ne isterseniz yapın! Sadece bizi rahatsız etmeyin.” Bu durum karşısında çocuğun aklı, fikri, ruhu, işlenmemiş bir tarla gibi kalır. Buraya yararlı hiçbir şey ekilmiş olmaz. Arasıra çocuklara iyilik, doğruluk ve sevgiden bahsedilse bile, bunlar genellikle ruhsuz, kupkuru, taş gibi sert ve çocuğa ya​bancı sözlerdir.
Sayfa 40