Dünyada eski kişiliğine bürünebileceği tek yer burasıydı.
Beraber çıraklık yapmaya başladıkları günden beri aralarında kopmayan bir bağ vardı. îkisi birbirine karşı. İkisi dünyaya karşı. Hayatlarındaki her şey bu ikilik tarafından tanımlanmıştı.
Yaşamak için ölmeleri gerekiyorsa, bunu beraber yapmamaları yanlış olurdu zaten.
Ama olağandışı bir yol olabileceğine inanmak zorundaydı.
Bu yolu bulabilecek kadar zeki olduğuna inanmak istiyordu fakat geçen her dakikayla bunun onun boyunu aştığını kabul etmesi gerekiyordu.
Ama bunu Citra’ya söyleyemezdi. Eğer ellerinde yalnız ca umut kaldıysa, bunu kızın elinden almak istemiyordu. Son kuyu da kuruyana kadar umut edebilsin istiyordu.