Evrenin temel parçacıklarına ulaşmaya çalışan fizikçiler gibi, sinirbilimciler de gittikçe daha derine, beynin temel yapılarına inmeye; onu dokulara, hücrelere, aksonlara ve sinapslara ayrıştırmaya başladılar. En sonunda beynin temel para birimine, yani nörotransmitterlere ulaştılar.
Sinirbilim tarihi, beynin şaşırtıcı derecede esnek olduğunu kanıtlar. Beynin dayanamadığı tek şey basınçtır ve travmanın şişme gibi ikincil etkileri sıklıkla ilk darbeden daha öldürücüdür.
Sonuç olarak fMRI ve zaman zaman abartılan diğer beyin tarama teknolojilerindeki ilerlemelere rağmen, yaralanmalar beyinle ilgili belirli çıkarımlar yapmak için hâlâ en iyi yol sayılmaktadır.