Fanatikçe bağlı değilim hiçbir nesneye ya da hiç kimseye.. Ne tutkuyla sevebilirim sizi, ne tutkuyla nefret edebilirim sizden.. Size duyabildiğim tek his bir minik tiksinti.. Siz de beni böyle seversiniz; güzel yalanlarınız ve çirkin dürüstlüğünüzle.. En kolay vazgeçilenim ben. “Yangına ilk atılacak” Gittiğimde boşluk bile bırakmam sizde, yerimi doldurabilirsiniz herhangi bir şeyle.. Benim içim ise koskoca bir boşluklar ormanı.. Gittiğinizde derin bir nefes alır kendime dönerim ben.. Yerinizi doldurmaya çalışmam, yer edinebilseydiniz başka olurdu tabi. Kalmaya gelmediniz ki hiçbiriniz.. Aceleniz vardı, sabrınız yoktu, seçenekleriniz vardı sizin.. Kendi seçimleriniz, kendi kararlarınız, kendi istekleriniz, bir tek kendiniz! Kusursuz sıfatınız ve kusurlu niyetinizle birer devrik cümleydiniz siz.. İlk yapmanız gerekeni en sona bırakan, en son istenecek olanı en başta isteyen.. Gözlerim yorgun sizden.. İçinizi görüyorum sevgili boş şişeler.. Ve hâlâ şaşırıyorum nasıl böyle saçmasapansınız, anlamsızsınız, anlam hırsızısınız.. Evet benim ilgim yok sizinle.. Ve size.. Siz de lütfen görmemeye görmezden gelmeye devam edin bir süre daha. Boş gözleriniz üzerime değmeden geçip gidin yanımdan.. Varlığınızı duyurmayın bana, çoktan inkar ettim ben sizi.. Tebdil-i kıyafet dolaşıyorum aranızda, hiç biat edilmemiş devrik bir kral gibi..