Yılmaz Odabaşı “ Bir öyküdür hayat, uğruna upuzun acılar çektiğimiz. Bir türküdür, bir kere daha söylemek için delirdiğimiz.” diyor bir şiirinde.
İnsan ömrünü bir kere yaşayabiliyor, ikincisi yok bunun.
Şair Maksut Doğan “ Sen dilini bala gömerken ben gözlerimi tuza banıyordum.” diyor bir şiirinde. Kimisi bolluk ve rahat içinde. Kimisi acılar içinde.
Kiminin ömrü birilerinin kuyruğunda, biat içinde. Sessiz sitemsiz, sorgulamasız.Kimileri leylek gibi laklakla.. Boş sözler boş işlerle geçirir ömrünü.
Kimisi acıyı da, sevgiyi de dolu dolu yaşar. Acısa da kıyasıya sorgular kendini, yeri gelir yerden yere vurur dostunu. Toplumu, olayları ve kişileri sorgulamadan doğruları bulmak olası mı? Sorgulamadan benimsediğimiz doğru bildiklerimiz doğru mu bakalım.
Acılara dayanıklıdır,sevgi ve ilgiden şımarmaz, büyüklenmez, eleştirilmekten kırılmaz, darılmaz. Yanlışlarını da doğrularını da kabullenir. Saplantısı yoktur. Tek saplantısı insan olmaktır.
Ardında iz bırakanlar bunlardan çıkar. Ekmeğinin peşindedir kimileri. Ama küçülmeden, bayağılaşmadan.. Başka birine kul olmadan, şeytana ruhunu kiralamadan.
Sözün kısası, madem bir kere yaşayacağız.Dolu dolu yaşamalıyız sevgiyi, mutluluğu, güzellikleri. Hiç bir güçlük bozguna uğratmamalı kişiyi.
Dimdik, onurla, inadına yaşamalı.
Madem bir kere söylenecek bu türkü, güzel söylemeli , güzel yaşamalı..
Öyle değil mi?