Fırat, her ne kadar bu bölgede çocukları seven barışçıl insanlar yaşasa da bir felaket karşısında insanların neler yapabileceğini kestiremezsin. İyilik ve kötülük hepimizin içinde saklı, toprağa gömülü ve ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan tohumlar gibidir. Tehlike çanları çalmaya görsün! O vakit, sakladığımız tohumlar boy vermeye başlar. Şunu unutma ki felaket ânında herkes sadece kendini düşünür.
Her insan kendinden başka hiç kimsenin olmadığı boğucu bir sis bulutunun ardında yaşadı. Arada bir mağranın derinliklerinde başka birisinin daha var olduğunu gösteren zayıf sinyaller aldı, böylece, el yordamıyla da olsa birbirlerine güvenmeye cesaret edemediklerinden ve o nihai yalnızlığın dehşetini ta bebekliklerinden beridir hissettiklerinden dolayı, insanın insana karşı duyduğu korku ve yırtıcı açgözlülük her zaman var oldu.