Tohumu beslemesi istenen toprak parçası nasıl önceden hazırlanmalıysa, doğru şeyleri sevip doğru şeylerden nefret etmesi istenen öğrencinin aklı da alışkanlıklarla donatılıp hazırlanmalıdır.
Hayatınız boyunca ne yapacağınızı annenizle babanız veya öğretmenleriniz söylemişse ve ansızın, müşterilerin size bağırdığı, patronunuzun da yol gösteremeyecek kadar meşgul olduğu bir yerde işe başladıysanız, durum epey yıldırıcı olabilir. Birçok kişi bu geçişi yapamaz. İşte bu yüzden, çalışanlarımıza lisede öğrenmedikleri öz-disiplini vermenin yollarını bulmaya çalışırız.
“Çocukları piyano derslerine veya spor kurslarına yazdırmak işte bu yüzden çok önemlidir. Amaç iyi bir müzisyen yetiştirmek ya da beş yaşında bir futbol yıldızı yaratmak kesinlikle değildir.” dedi Heatherton. “ Kendinizi bir saat egzersiz yapmaya ya da on beş tur koşmaya zorlamayı öğrendiğiniz zaman, kendine-hakim-olma gücünüzü geliştirmeye başlarsınız. Beş yaşındayken on dakikalığına topu takip edebilen çocuk, altıncı sınıfa geldiğinde ev ödevine vaktinde başlayabilir.”
Kişiler dürtülerini düzenlemekte ustalaşırlar. Dikkatlerini ayartıcı unsurlardan uzaklaştırıp başka taraflara yöneltmenin yollarını öğrenirler. İradenizi kullanmayı âdet haline getirdiğiniz an, beyniniz bir amaca odaklanmanızı sağlamakta ustalaşmış demektir.
Alışkanlıkları arzular doğurur. İnsanlarda arzu uyandırmanın yolunu bulmak, yeni bir alışkanlık yaratmayı kolaylaştırır. Bu durum bir asır önce olduğu kadar günümüzde de geçerli. Her gece milyonlarca insan ağzı yansın diye dişlerini fırçalıyor; milyonlarca insan arzulamayı öğrendiği bir endorfin patlaması yaşamak için ayaklarına koşu ayakkabılarını geçiriyor.