Sayılı Fırtınalardı saydık bitti... 3 yıl önce kabadayılar serisi ile başladığım Cevad Ulunay'ın kalemini çok beğenmiş ve bu kitabı okumak için kendimle mücadele ederek uzun bir süre beklemiştim. Yine o aynı tad ve keyif. Muhteşem bir hikaye...
Kabadayıların aksine bu seferki kitap daha az karaktere değinse de ( Rana ve İpek) yine dönemin özelliklerini, İstanbul hayatını ve yaşayışını öğreniyorsunuz. İnsan bu tarz eserleri okudukça kendisine anlatılan ile geçmişteki yaşantıların farkını daha iyi anlıyor. Dönemin insanlarının yaşayış biçimine ilave olarak bir de iki "ağır kadının" yaşamlarına tanık oluyoruz. Yaşadıkları her olay sürükleyici ve merak uyandırıcı... Okurken bitmesin istiyorsunuz.
"Bu tatlı hem külfetli, hem masraflı, hem de gayet lezzetlidir. Zaten bizim tatlımız değildir, Şam'dan gelmiştir. orada bu tatlı yapıldığı zaman fakirler, bulunup da imrenmesinler diye isim olarak Arapça "kış küllü fukara" yani "bütün fakirleri kov" manasına gelen cümleyi koymuşlar. Bizde söylene söylene keşkül olmuş. anladın mı?"