Bazı kitaplar vardır, o kitap sadece sizin tarafınızdan bilinir, kendi kendinize “abi bu nasıl gizli kalmış” dersiniz… İşte o kitaplardan biri benim için. Nasıl olur da raflarda yer almaz, nasıl olur da inkılap kitap evi bu kitabı bir daha basmaz anlamış değilim. Kitabı açıklamadan önce sanırım ilk olarak 1 ay gibi bir süre zarfında okuduğumu söylemeliyim. Aslında bir gecede okuyabilirdim ama beni öylesine sarmaladı ki bitmesini hiç istemedim ve işleri, yoğunlu bahane ederek kitabı elimden geldiğince hamam sefaları, kahve-lokum saatleri ve benzeri otantik saatlerde okudum.
Kitabı kısaca özetlemek gerekirse, özeti başlığının aynısı demek olurdu. İskoçyalı çoban Donald McLeod, sevdiği kadının Amerika’ya göçmesi üzerine durumu hazmedemez ve Amerika’ya gidebilmek adına Kraliyet Ordusu’na trampetçi olarak yazılır. Napolyon Mısır’ı işgal etmektedir ve ona karşı savaşacak birlikle derhal Mısır’a gönderilir. Burada kendisi ve bazı arkadaşları bir Memlük beyine esir düşerler. İşte ne olursa bundan sonra olur. Müslüman olan, kendisine doğulu tarzda bir harem kuran, kendi kendini sünnet edip, Kabeyi dönme arkadaşıyla ziyaret eden Osman olmuştur artık o! Sadece bu kadar da değil… İngiliz casuslardan, posta teşkilatına, piramit rehberliğinden, Kavalalı Mehmet Ali (Muhammedali) Paşa’nın emrinde çalışmaya ve hatta Süveyş Kanalı’nın açılmasına kadar birçok işe ve maceraya atılmıştır.
Tarih ve tarihi kurgu severler için (özellikle 1830’lar) bir başucu kitabı niteliğinde. Tek bir kitap içerisinde İskoçya’dan Mısıra, Osmanlı Sultanalarından, paşalara, hidivlere kadar bilgi barındıran muhteşem bir eser.
Kitabın gerçeklik ve kurgu kısmına gelince. Osman karakteri yani Donald McLeod, o dönemin pek çok diplomatı, tarih yazarı ve bölgeyi ziyarete gelmiş kişilerce tasvir edilmiş biri. Yazar