Tetis Valerie

Tetis Valerie
@Tetiss
2 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Özel hissetmek ?
Otantik insanları genellikle sokakta görsek anlamayız; çünkü kendilerini gözümüze sokmadan, gereğinden fazla yer kaplamadan, sebep yokken sahne almadan, yanımızdan usulca geçip giderler. Bu noktada özel ya da sıra dışı hissettiği için kendini sorgulayan okurlar olabilir. Dış gerçeklik ve başkalarının kanıları da bireyin algısı ile örtüşüyorsa ve tabii büyüklenmeci sahte benlik söz konusu değilse, özel ya da sıra dışı hissetmek sorun teşkil etmeyebilir. Kişi gerçekten de yüksek düzeyde zekâ, yetenek ve birikime sahip olabilir ve emek verdiği alanlarda sıra dışı hissedebilir. Bu normaldir. Asıl sorun, özel olduğuna inandığı için özel muamele görmesi gerektiğini düşünmek, bunun talebinde ve beklentisinde olmak, hayatını alacaklı gibi yaşamaktır.
Sayfa 185·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çocuğun işgal edilişi..
İşgal Çocuğun sınırlarını ihlal etmek; çocuğu ruhsal ve bedensel anlamda tutmak, bırakmamak, ona yapışmak, eklemlenmek, onunla iç içe, füzyon halinde yaşamak, çocuğun sürekli emrinde olmak ya da bu iş için başka birini atamak, çocuğun kendi işlerini yapmasını teşvik etmemek, öğretmemek, izin vermemek, çocuğu aşırı korumak, üzerine titremek, şımartmak, aşırı övmek, pohpohlamak (özellikle güzellik, zekâ gibi doğuştan gelen, çaba gerektirmeyen özellikleri övmek), idealize etmek, başkalarıyla kıyaslayıp üstün nitelikler atfetmek, bütün zamanını ve yaşantılarını yapılandırmak (örneğin çocuğu zorla dersten kursa, kurstan spora koşturmak), çocuğa özel alan ve istediği gibi değerlendirebileceği zaman bırakmamak, her hareketini kontrol altında tutarak gözaltı koşullarında yaşatmak, dış dünyaya karşı korkutmak (dünyanın tehlikelerle dolu bir yer olduğuna inandırarak kontrol altında tutmaya çalışmak), koşula bağlı sevgi ve ilgi göstermek (örneğin okulda başarılı olduğunda, anne babayı başkalarının yanında memnun ettiğinde sevgi göstermek), aşırı katı sınırlar koymak, duygu ve düşünce ifadelerini bastırmak, kısıtlamak, çocuğu duyguları yüzünden suçlamak ve/veya cezalandırmak, tutarsız davranmak (aynı davranışı bazen kabul edip bazen etmemek, bazen ödüllendirip bazen cezalandırmak), ailede taraf tutmasını beklemek, diğer ebeveyne karşı çocukla ittifak kurmak, çocuğu uygunsuz, taşıyamayacağı rollere itmek (çocuktan ebeveyne arkadaş, sırdaş, eş, akıl hocası, terapist, şifacı, kurtarıcı, anne ya da baba olmasını hatta anne-baba ilişkisinin hakemi, düzenleyicisi, çift terapisti olmasını beklemek), duygu sömürüsü yapmak, çocuğu araçsallaştırmak (çocuğu kendi çıkarları doğ rultusunda kullanmak), evin geçimini çocuğa sağlatmak, çocuğu projeleştirmek (kendi yapamadıklarını çocuğa
Sayfa 160·Kitabı okudu
Koşulsuz sevgi sadece çocuğa olandır..
Ayrıca son yıllarda kamuoyunda partnerlerin birbirlerini koşulsuz sevmeleri gerektiği yönünde bir yanılgı oluştu: "İdeal partner koşulsuz sever. Bundan böyle koşulsuz seven birini seçeceğim..." cümlelerini sık duyar olduk. Bu yanılgıyı acilen rasyonel bir zemine taşıyalım: Bir yetişkinden hele ki bir partnerden koşulsuz sevgi beklentisi gerçekçi değildir. Sadece çocuklar koşulsuz sevilir, sevgililer, eşler değil. Romantik ilişki, beş dakikalık sadakatsizlikle sevginin bir daha çözülmemek üzere donabildiği çok ağır koşullara bağlı bir ilişkidir. Bu bakımdan, ilişkide koşulsuz sevilme beklentisi, çocuksu ve çifte standartlı bir fantezidir. Yetişkinlerin dünyasında her zaman koşullar vardır. Bunun idrakinde ve kabulünde olursan, füzyon kontratını ve tabii bağımlılığını koşulsuz sevgi olarak sunanlara kayıtsız şartsız bağlanıp sürüklenmekten de kaçınmış olursun.
Sayfa 145·Kitabı okudu

Tetis Valerie

, bir kitap okudu
10/10
·192 syf.·
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Şule Öncü
8.7/10 · 790 okunma
Büyüklük fantezilerini tanrıları üstünden yaşıyorlar..
Büyüklük fantezisini de özdeşim kurduğu narsisistik tanrı üzerinden yaşıyor. Bu durumun en kötü etkisi, bireyi büyüklük fantezisiyle uyuşturup gerçeklikle bağını zayıflatması. Yaşanan bu narsisistik uyuşma, alkol ya da madde bağımlısının uyuşmasına çok benzer. Kendimizi uyuşturduğumuz zaman, gerçeklikle bağımız zayıflar (ya da tümden kopar), bir şeyleri değiştirebilirliğimiz, bir şeyler için harekete geçebilirliğimiz, hayatımıza etki edebilirliğimiz dumura uğrar ve dış etkilere açık, savunmasız, yönlendirilebilir hale geliriz. Dolayısıyla bugünün narsisistik şişmeye uğramış bireyi hem etkisiz hem de savunmasız kalmıştır. Ve bu durumdan sadece anne babalar değil kapitalist sistem de sorumludur
Sayfa 122·Kitabı okudu