İşgal
Çocuğun sınırlarını ihlal etmek; çocuğu ruhsal ve bedensel anlamda tutmak, bırakmamak, ona yapışmak, eklemlenmek, onunla iç içe, füzyon halinde yaşamak, çocuğun sürekli emrinde olmak ya da bu iş için başka birini atamak, çocuğun kendi işlerini yapmasını teşvik etmemek, öğretmemek, izin vermemek, çocuğu aşırı korumak, üzerine titremek, şımartmak, aşırı övmek, pohpohlamak (özellikle güzellik, zekâ gibi doğuştan gelen, çaba gerektirmeyen özellikleri övmek), idealize etmek, başkalarıyla kıyaslayıp üstün nitelikler atfetmek, bütün zamanını ve yaşantılarını yapılandırmak (örneğin çocuğu zorla dersten kursa, kurstan spora koşturmak), çocuğa özel alan ve istediği gibi değerlendirebileceği zaman bırakmamak, her hareketini kontrol altında tutarak gözaltı koşullarında yaşatmak, dış dünyaya karşı korkutmak (dünyanın tehlikelerle dolu bir yer olduğuna inandırarak kontrol altında tutmaya çalışmak), koşula bağlı sevgi ve ilgi göstermek (örneğin okulda başarılı olduğunda, anne babayı başkalarının yanında memnun ettiğinde sevgi göstermek), aşırı katı sınırlar koymak, duygu ve düşünce ifadelerini bastırmak, kısıtlamak, çocuğu duyguları yüzünden suçlamak ve/veya cezalandırmak, tutarsız davranmak (aynı davranışı bazen kabul edip bazen etmemek, bazen ödüllendirip bazen cezalandırmak), ailede taraf tutmasını beklemek, diğer ebeveyne karşı çocukla ittifak kurmak, çocuğu uygunsuz, taşıyamayacağı rollere itmek (çocuktan ebeveyne arkadaş, sırdaş, eş, akıl hocası, terapist, şifacı, kurtarıcı, anne ya da baba olmasını hatta anne-baba ilişkisinin hakemi, düzenleyicisi, çift terapisti olmasını beklemek), duygu sömürüsü yapmak, çocuğu araçsallaştırmak (çocuğu kendi çıkarları doğ rultusunda kullanmak), evin geçimini çocuğa sağlatmak, çocuğu projeleştirmek (kendi yapamadıklarını çocuğa