Gerçekten de pek çok insan, kendilerini, sevginin dünyayı döndüren bir gücü olduğuna inandırmışlardır. Reklamlarda görür, şarkılarda dinler, şiirlerde okursunuz.
Ancak, mutluluğu yaşamadan önce sevginin gerekli olduğu şeklindeki varsayımınızı ikna edici olarak çürütebilirsiniz. Şu eşitliğe kabaca bir göz atalım: "yalnız = tek başına".
Öncelikle, yaşama ait temel tatminlerin çoğunu kendimizden aldığımızı unutmayalım. Örneğin, dağa tırmandığınızda, çiçek topladığınızda, kitap okuduğunuzda veya sıcak bir kek yediğinizde, bu deneyimlerinizin keyif verici olabilmesi için yanınızda birinin olmasına gereksinim duymazsınız. Bir hekim, hastasıyla anlamlı bir ilişkisi olsun veya olmasın, onu tedavi etmekten tatmin olur. Bir kitabı yazarken, yazar genellikle kendi kendisi ile başbaşadır. Çoğu öğrencinin de bildiği gibi, en fazla yalnızken öğrenirsiniz. Yalnızken keyif alabileceğiniz, tatmin olabileceğiniz şeylerin listesi sonsuzdur.
D. Şimdi şu "Daha fazlasını yapabilirdim"e geri dönelim. Diyelim ki, sen, milyonlarıyla, milyarlarıyla kulesinde oturan Howard Hughes'sun.Kendini mutsuz etmek için ne söylerdin?
H. Düşünmeye çalışıyorum.
D. Yalnızca kağıda yazdığını oku.
H. Oh. "Daha fazlasını yapabilirdim."
D. Bunu her zaman söyleyebilirsin, öyle değil mi?
H. Evet.
D. İşte bu yüzden ün ve servet kazanmış birçok insan mutsuz. Mükemmeliyetçi standartların bir örneği. Yaparsın, yaparsın yaparsın, ne kadar başarı kazanırsan kazan, her zaman "Daha fazlasını yapabilirdim" dersin. Bu da kendince bir "kendini cezalandırma" yolu. Aynı fikirde misin?
H. Eee, evet, bunu görebiliyorum. Mutlu olmak için birden fazla şey gerekiyor. Eğer mesele para olsaydı, o zaman her milyoner, trilyoner mutluluk sarhoşu olurdu. Ama mutlu olmak, kendinle tatmin olmak için paradan daha fazla birşeyler var. Beni felç eden dürtü bu değil. Ben hiçbir zaman paranın peşinde olmadım.
D. Neydi dürtülerin? Bir aile geçindirme dürtün var mıydı?
H. Bu benim için önemliydi. Çok önemli. Ve çocukların büyütülmesinde rol aldım.
D. Çocuklarını büyütmek için neler yaptın?
H. Onlarla çalışırdım, öğretirdim, oynardım.
D. Nasıl yetiştiler peki?
Bahse girerim halen motivasyonun nereden kaynaklandığını kesin olarak bilmiyorsunuz. Size göre hangisi önce gelir motivasyon mu, eylem mi?
Motivasyon dediyseniz, harika! Mantıklı bir seçim yaptınız. Ne yazık ki, yanıldınız. Motivasyon değil, eylem önce gelir. Hareketi başlatmak için çaba harcamalısınız. Sonra motive olmaya başlayacaksınız ve sular kendiliğinden akmaya başlayacak.
Erteleyen kişiler sıklıkla motivasyon ve eylemi karıştırırlar. Bir şey yapmak için havaya girene kadar gereksiz yere beklersiniz. Onu yapacak havada hissetmediğiniz için de otomatik olarak ertelersiniz.
Hatanız, motivasyonun önce gelerek hareketliliğe ve eyleme neden olduğu şeklindeki yanlış inancınızdır. Genelde bunun tersi doğrudur, eylem önce gelmelidir ve motivasyon daha sonra gelir.