"Ey yüzü taze bahârım, nicesin hoşça mısın
Gül yanaklıca nigârım, nicesin hoşça mısın
Gam değil derd ile ben hasta ölürsem hele sen
Ey benim sevgili yârim, nicesin hoşça mısın
Andelib oldu gülistânına Cafer demedin
Bir kez ey bülbül-i zârum, nicesin, hoşça mısın"*
*Ey ilkbahar yüzlüm, nicesin, hoşça mısın?
Ey gül yüzlü sevgili, nicesin hoşça mısın?
Ben senin ayrılık derdin ile hasta olursam gam değil; ama sen nicesin, ey benim sevgili yarim, hoşça mısın?
Cafer kulun senin gülistanına bülbül kesildi de bir kerecik olsun demedin; "A inleyip duran bülbül, (nedir bunca feryat,) nicesin, hoşça mısın?!
Mahlasını da artık Hıtayî yerine Hataî diye yazıyor. Hıtayî "Hıtay diyarına ait, oralara hükemeden" demekmiş. Lakin o "hata eden, hataya düşen, hatalı" anlamındaki Hataî şeklini tercih etmeye başlamış.
Bu dünyanın ötesini
Gördüm diyen yalan söyler
Baştan uca sefâsını
Sürdüm diyen yalan söyler
Yarın aşk ile meydane
Başlar düşer dane dane
Kardeş kardeşi merdane
Vurdum diyen yalan söyler