Ama insan önemli. Değil mi ki Tanrı, her şeyi, insan yaşayabilsin diye yaratmış?
Bunamadıkça, hiç değilse buna inanmamak imkânsız, diye düşünüyor Andronikos.
Buna inanmamayı düşünmek istiyor. Başaramıyor. Ama inanmamayı düşünebilmesi var.
Gözünü yumuyor. Başka şey düşünmek istiyor, bunu unutmak istiyor.
Bunu da düşünebilirse insan...
O zaman ne kalır geriye?
Vakit bol bundan sonra. Vakit çok. Ölmek için de, bir şeyler yapmak için de, vakit bol, çok, çok bol. Bolluğun değeri, anlamı olmayacak ölçüde bol. Ne yapmalı bu vakti?
Tomris Uyar'ın Gündökümleri'nden sonra okudum ikinci kitabı Güzel Yazı Defteri.
Uzun bir öykü yer alıyor içerisinde. Farklı karakterleri tanıdığımız ayrı bölümleri var. Tomris Uyar'ın insan ve çevremizde olup bitenler üzerine yoğunlaştırdığı derin gözlem yeteneğine hayranım. Bu kitabı sayesinde de gözlemlerini sözcüklere çevirmesine ayrıca hayranlık duydum. İnsanlar arasındaki ilişkilere ışık tutmuş yazar. Hepsi bildik tanıdık duygular. Az cümle ile ne çok şey anlatabiliyor inanılır gibi değil. Hiçbir duyguyu gözünüze sokmadan kalbinizde hissettiriyor.
Keyif alarak okuduğum bir eser oldu.