İnsanların otoriteden bu kadar korkmasına şaşırıyorum ama daha da hayret verici olan şey yalanlara inanıvermeleri onlara sorsan gazetelere inanılmaz ama orada yazan her şeye de inanırlar 
Ülkenin en iyi okullarından geçmiş, yabancı diller bilen, edebiyatla, sanatla yorulmus olanlara bu Ceza reva gören generaller bu Koğuştaki insanların toplam bilgisi yanında çırak bile olamazlardı. geleneksel dar kafalı memurlardı; vatan sevgisi dedikleri cehaletten ve kör ihanetten başka bir şey değildir. Ama güç ellerindeydi: kelepçeler, göz bantlari, pikaplar merkezler.4
Bebeği karnında taşımak, bulantılar ağrılar doğum sırasında atlatılan tehlikeler, sancılar; sonra emzirme, beslenme her ay katlanılan ay başı agrilari; ömür boyu ev işi yapma zorunluluğu; genellikle kadınların üstün olduğuna inandırılarak büyüyen bir erkeğe katlanma hatta ona kendini çok zeki hissettirme görevi; Çapkınlığın erkekte marifet, kadında ahlaksızlık sayılması tek tanrılığı dinlerin kadın düşmanlığı…
Bu metni edebi bir roman olarak görmek zor. Daha çok bir deney ya da fantastik bir deneme gibi; buna rağmen neden “roman” denmiş, gerçekten anlamadım. Okurken sürekli bir gizli alt metin arıyorsunuz ama yok. Metin son derece duygusuz, yalıtılmış ve mesafeli; yer yer bir yapay zekâya yazdırılmış hissi veriyor. Bir okur için tek katkısı okuma hızını artırması olabilir, onun dışında hiçbir şey sunmuyor. Benim açımdan ciddi bir zaman kaybıydı ve böylesi bir metnin ödül almış olmasına açıkçası hayret ettim.
YükselişMartin Maclnnes · Yapı Kredi Yayınları · 202534 okunma