Allah Teâlâ'nın padişahlığının, senin padişahlığından üstün olduğunu, kalem kâtibin elinde olduğu gibi, kâinatın bütün sebep ve vasıtalarının, Allah Teâlâ'nın kudretinin elinde olduğunu bilince "Subhanallahi"nin manasını anlamış olursun. Allah Teâlâ'dan başka hamd-ü senâya layık ve müstahak olmadığı bilinince "Elhamdülillahi"nin manasını anlamış oldun, yaratıklardan hiçbir ferdin ihtiyar dizgini elinde olmadığı anlaşılınca, "La ilâhe İllallah"ın mânâsını bilmiş olursun.
İSTANBUL-2024 BASIM (ihtiyar; irade ve seçme özgürlüğü)·Kitabı okuyor
Gönül âleminin acayip hallerine nihayet yoktur. Kalbin şeref ve üstünlüğü de, herşeyden daha fazla acayip halleri olmasındadır. İnsanların çoğu kalbin ahvalinden gafildir. Kalbin üstünlüğü iki yöndedir. Birincisi ilim yönünden ikincisi kudret yönünden. İlim yönünden olan üstünlüğü de iki tabakadır;Birini herkes bilir. Diğeri ise, kapalıdır, herkes tarafından bilinmez. Bu bütün ilimlerden üstündür.
İnsan kalbinin, kendisine hizmetçi durumunda olan bu iki askerle ilgi ve ilişkisi vardır. Bunların her birinden kalpte bir ahlâk hasıl olur. Bu ahlâkların bazısı kötü ahlâktır; onu helak eder. Bazısı iyi ahlâktır; onu saâdete eriştirir. O ahlâkın tamamı çok ise de, hepsi dört çeşitte toplanır: Hayvanlar ahlakı, yırtıcılar ahlakı, şeytanlar ahlakı ve melekler ahlakı. İnsanın durumu, kendisine verilen şehvet yönünden, hayvanların durumuna benzer. Meselâ;yemek ve cimaya çok istekli olması gibi. Kendisine verilen hışım sebebiyle hareketi; köpek, kurt ve aslanın hareketine benzer. İnsanları yaralamak, öldürmek, onlara eziyet etmek gibi. Kendisine yerleştirilen şeytanların ahlakı sebebiyle işi hile, aldatma, yalan ve fitne olur. Kendisine verilen akıl nuru ve idrak cevheri sebebi ile meleklerin işini yapar. İlim, salâh ( iyilik) ve perhiz gibi. Yararlı işler yapmakla halk içinde şerefli ve aziz olur; kötü ahlak ve çirkin hareketlerden temizlenir; uzaklaşır;marifet ve kemaliyle şâd olur; cehâlet ve akılsızlıktan ar etmeye, utanmaya başlar.
Kalp dediğimiz zaman biliniz ki, insanın hakikati demek istiyoruz. Kalp demekle, göğsün sol tarafına yerleştirilmiş ve yürek dediğimiz uzun yuvarlak olan et parçasını kastetmiyoruz.
Eserinin XVI. faslını "Devletin Sıfatı" na tahsis etmiş olan Yusuf Has Hacib, muhtelif yerlerde olduğu gibi burada da kut'u doğrudan doğruya "devlet" kelimesinin Türkçe karşılığı olarak kullanmıştır. Fakat burada kasdedilen devlet "state" değildir. Zira Türklerin bu manada "il" ( veya el) kelimesini kullandıklarını biliyoruz. O halde buradaki devlet (yani kut) , bugün kullandığımız "devlet kuşu" deyimindeki "devlet" sözünün içinde saklı olan manadaki devlettir. Bu bakımdan kut'u, "baht, iyi talih, ikbal uğurluluk ve saadet" manalarından başka asıl "siyasi hakimiyet kudreti, yani devleti idare kudret ve salahiyeti" manasında görmek gerekmektedir. Bu durumda Kutadgu Bilig, eski Türkçede "mesut kılma ve devleti idare etme ilmi" olmaktadır.