tugcebookword

tugcebookword
“Eğer bizi yaşamaya ve daha büyük bir susamışlıkla içmeye yöneltemiyorsa kitapların ne anlamı var?”
Meğer gelecek denen o bulanık, o belirsiz perdenin bilinmeden kalması en büyük nimetmiş.
Sayfa 60 - Can Yayınları·Kitabı okudu
1K
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sadece çok büyük dertler uzaklaştırmaz bizi kendimizden; küçük terslikler de, bilmeden hepimizin özlem duyduğu huzuru zedeleyebilir.
Sayfa 282 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
1K
Geçmişin akışına göz atarken kendimi anlayamıyorum: Nasıl olmuş da, zaten olduğum şeye doğru ilerleyebilmişim? Bir zamanlar kendimi görmeyi başaramamışken, şimdi nasıl oluyor da görüyorum? Hepsi birbirine karışıyor, kendimi bulamadığım, kendi yollarımda kaybolduğum bir labirente dönüşüyor.
Sayfa 278 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
1K
Bir kez daha anladı ki insan insanın zehrini alır. Ama onu zehirleyenler de insandı; başka insanlardı, soğuk, uzak, acımasız insanlar. O zaman belki de doğru olan şuydu: Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır. Böylesi daha gerçek, daha insaniydi. Sartre'ın, "Başkaları cehennemdir,"9 sözüyle de çelişmiyordu bu; çünkü yaşamınız boyunca size değenlerin bazıları cehennemi yaşatır -ayaz-da titretir, demir parmaklıkların ardında çürütür- bazılarıysa cenneti sunar; sıcacık bir kucakla sarar, masum bir gülüşle hayata döndürür.
Sayfa 32 - Can Yayınları·Kitabı okudu
1K
Sevdanın temelinde belki de bu vardı: seçilmiş olmak, ayrıştırılmış olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması,senin benimsenen, senin tercih edilen ve bir sırrın ortağı olmak... İşte bu, sevdanın ilk adımı değil miydi?
Sayfa 16 - Can Yayınları·Kitabı okudu
1K