Sevgi buydu. Bir soluğun varlığına minnet, şükran, sevinç... Dünya üzerindeki şu koca tek başınalığı dağıtan o varlığa sonsuz sarılma, ölse bile toprağına kıvrılma isteği. Esirgenmişliği bile paylaşıp, oradan gelen kıyıcılığı azaltarak bölüşme arzusu.
Çok net olan bir şey var ki; șu an buradayız. İnsan hayatına dair bir bütünlüğün veya bir mananın peşindeysek ve yaşamak rüyası her an bizi kuşatıyorsa, bu çok ötemizde bizi belirleyen bir şeylerden değil, tam da insana dair deneyimin gerçekliğinden başka bir şey değildir; oralarda aramalıyız yaşamımızı.
Dünyanın görünür bir düzeninin olmadığı bir gerçek. Muktedirlerin elinde, muktedirlerin elinde, muktedirlerin elinde. Bu cümleyi yine çok tekrarlamışlardı. Düzenin defalarca bozubileceğini ve kimileri için acımasızca yeniden yazılabildiğini elbet bilirlerdi.
Hayat içinde bir yerlerde düşürdüğü, kendine olan kusursuz güvenini yerden alıp kaldırmasına yardımcı olacak birileri, sonra üzerine bastırarak kendini büyütebileceği birileri.
Bazı olayların sonunda susarak bekleyerek törpülenen karakterinde açılmış gedikleri, sayesinde yeniden sivriltebileceği birileri. Lazımdı.