Tuğçe

Tuğçe
hope against all hope!
Eğer Türkiye, Kurtuluş Savaşı'nı kaybetseydi, Yunanistan kazansaydı ve Sevr Antlaşması geçerli olsaydı, Türkiye'de, saltanat ve hilafet -etkisiz ve yetkisiz biçimde de olsa- devam edecek, cumhuriyet ilan edilmeyecekti; edilse bile ülke bağımsız olmadığı için bu cumhuriyette egemenlik hiçbir zaman kayıtsız şartsız milletin olmayacaktı. Bugünün saltanatçı hilafetçi cumhuriyet düşmanlarının "Keşke Yunan galip gelseydi!" söyleminin temel nedeni işte budur.
Sayfa 342·Kitabı okudu
Alıntı
Erman isimli okura yanıt verildi
Tuğçe
Katkınız için teşekkürler, çok kıymetli…
Reklam
Ben ne okudum böyleee!..
Böyle her şeyin birbirine karıştığı, her sualin birbirine muvazi olarak yürüdüğü, ümitle çalınan her kapıdan bir ejderha ağzının açıldığı bir devirde insanlığın mukadderatının birtakım yarı deli meczupların, mesuliyetsiz peygamberlerin, production, surproduction deterministlerinin, hüsnüniyetleri ancak silah seslerinde vuzuhla konuşan, idam hükümlerinde kıvamını bulan gerçek çehresini takınan ütopyacıların elinde bulunmasının felaketini düşünün.
Sayfa 361·Kitabı okudu
Alıntı
sezgi eren isimli okura yanıt verildi
Tuğçe
Kesinlikle öyle, her konuya böyle incelikle değinebilmesi beni en çok büyüleyen özelliği oldu. İyi ki okumuşum😇🌸
O kadar güzel bir tahlil ki…
Bugün Türkiye’de nesillerin beraberce okuduğu beş kitap bulamayız. Dar muhitlerin dışında, eskilerden zevk alan gittikçe azalıyor. Biz galiba son halkayız. Yarın bir Nedim, bir Nef’î, hatta bize o kadar çekici gelen eski musiki ebediyen yabancısı olacağımız şeyler arasına girecek.
Sayfa 246·Kitabı okudu
1000Kitap
V For Vendetta isimli okura yanıt verildi
Tuğçe
İnsanın var olduğu her dönemde ayrışmanın kaçınılmaz olacağı kanaatindeyim, maalesef…
Kalanların Enkazında Bir "Kambur" Yürüyüşü
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 12:25
𐙚𐙚𐙚 Esra Kahya’nın 2021 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü’ne layık görülen ve serüvenine "Kambur" ismiyle başlayıp "Bir İntihar Çok Ölüm" ismiyle evrilen eseri, sadece bir hikâye anlatmıyor. Türk edebiyatında eksikliği hissedilen eril kırılganlığı ve yası masaya yatırarak okuru kendi içindeki enkazla yüzleştiriyor. Kitabın aldığı ödül sıradan bir başarı değil. Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatında zamanın, hafızanın ve insanın içsel çatışmalarının zirvesini temsil eder. Esra Kahya, bu ağır mirası omuzlarında taşırken ezilmek yerine, Tanpınar'ın huzursuzluk temasını modern bir intihar anlatısına eklemliyor. "Kambur" ismi, bireyin kendi geçmişine ve toplumun ona biçtiği role karşı duyduğu o fizikselleşmiş acının simgesiydi. Ancak kitabın yeni ismi olan "Bir İntihar Çok Ölüm" yazarın bakış açısını bireyden topluma doğru genişlettiğinin en büyük kanıtı. Ölüm, biyolojik bir son değil, geride kalanların ruhunda açılan ve asla kapanmayacak birer kara deliktir. 𐙚𐙚𐙚 Kitabın ilk cümlesi (ki ilk cümle Esra Kahya için her şeydir.:)) olan "Ben dün gece kendi isteğimle öldüm. Otuz beş yıl süren bir kâbustan uyanmak için bunu yapmak zorundaydım..." ifadesi, metnin temelini atıyor. İntiharı bir kaçış ya da yenilgi olarak değil, bir uyanış olarak kurgulayarak toplumsal tabuları sarsıyor. Otuz beş yıl boyunca bir kâbusun içinde yaşayan Acibe için ölüm, belki de hayatında verdiği ilk ve en gerçek karardır. Türk edebiyatında yas genellikle kadın figürleri üzerinden, ağıtlarla ve haykırışlarla işlenir. Esra Kahya’nın bu eserinde yaptığı en cesur hamle, Meskûr'u, Turgut'u, Rasim'i, Faruk Nafiz'i dilsiz ve duygusuz kale görüntüsünden çıkarıp, onları en çıplak ve en yaralı halleriyle konuşturmasıdır. Bu versiyonda erkeklerin sesinin gür duyulması, toplumun üzerimize yıktığı erkeklik
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026481 okunma
Tuğçe
Böylesi muntazam bir esere denk bir inceleme olmuş. Keyifle okudum, teşekkürler 🙏🏻 🌸