Ortaokul yıllarımda Dünyanın Merkezine Yolculuk ve Seksen Günde Devriâlem kitaplarını okumamdan bu yana, bu kitapların yazarı Jules Verne'ü çok ama çok sevmişimdir. Özellikle okuduğum bu iki kitaptaki akıcılık, sürükleyicilik, heyecan, macera ve bence eğlence o kadar fazlaydı ki ve o kadar dopdoluydu ki, hala o kitapların bende bıraktığı tat başka.
Ancak birkaç sene önce her yıl sık sık gittiğim bir kitap fuarında dolaşırken bu kitap gözüme çarpmıştı, ismi ve yazarı gördüğümde kendi kendime "Bu kitap asla ama asla kaçırılmaz, hemen almalıyım!" dedim ve tabi ki de aldım. Tabi araya giren sınav yılı ve ondan sonra başka meşguliyetler de girince bu kitap da kitaplık raflarımda kaybolmuştu. Ancak bu kitap okuma serüvenime geri dönmeye karar verdiğimde bu geri dönüşü bu kitapla yapmaya karar verdim ve Jules Verne açıkçası beni bu kitapla da yine pişman etmedi!
Kitabın konusu şöyle: İngiltere'de yaşayaşayan Kraliyet Coğrafya Derneği üyesi meşhur Samuel Fergusson; arkadaşı Richard "Dick" Kennedy ve kâhyası Joseph "Joe" Wilson'la beraber, bindikleri Victoria balonuyla beraber, Afrika'nın henüz o zamanlar (tarihler de yanlış hatırlamıyorsam kitapta 1850-1870 yılları arası diye geçiyor) keşfedilmeyen yerlerini keşfetmelerini ve bu keşif sırasında yaşadıkları maceraları anlatıyor.
Kitap, baştan aşağı "Ben bir Jules Verne eseriyim!" diye kendisini gösteriyor ki hem kitabın kapağına bakarken hem de kitabı okurken de bunu kesinlikle hissedebiliyorsunuz. Keza Jules Verne, önceden okuduğum o iki romanındaki sürükleyiciliği, akıcılığı, heyecanını ve maceraları bu kitabında da resmen göstermiş. Okurken zaten yaşıyorsunuz, yani en azından ben yaşadım.
Ve bu arada kitap sadece bu yanıyla da özel değil. Aynı zamanda Avrupalıların o dönemlerde Afrika'ya, Afrikalılara olan bakış açısını