Kalın bağırsağımız, ince bağırsağımızın bünyesine kabul edemediği şeylerle ilgilenir.
Bu yüzden de onun kadar yumuşak bir görünüme sahip değildir.
Buraya da sindirim sürecini destekleyici
bir sürü tüy (villus) dikilmesi, gereksiz bir çaba olurdu.
Çünkü onun yerine kalın bağırsak, bizler için besin maddelerini parçalayan bağırsak bakterilerinin anavatanıdır. Bu bakteriler bağışıklık sistemimizi önemli ölçüde ilgilendirirler. Yani solucan görünümlü bu uzantı, tam da ideal bölgededir!
Vücuda giren besinlerin bütün işlemleriyle uğraşmak zorunda kalmayacak kadar uzak, fakat yabancı bakterilerin tümünü gözlemleyebilecek kadar yakın mesafededir. Kalin bağırsağın duvarlarında bağışıklık sistemine bağlı hücrelerden oluşan büyük bir
depo bulunmaktadır; buna karşın söz konusu uzantı, neredeyse yalnızca lenf sisteminden oluşur. Buradan kötü huylu bir bakteri
geçtiği anda etrafı kuşatılır. Elbet bakterinin etrafının 360 derece kuşatılması durumu, tüm alanın iltihap kapması riskini de beraberinde getirebilir. Çünkü bu süreçte uzantının kabarması
durumunda kötü huylu bakterileri süpürmek, kendisi için daha da zor bir hal alabilir. Böyle durumların sonucunda da yalnızca Almanya’da bile sayısı yılda yüz bini bulan apandis ameliyatları gerçekleşir.