Halil

Halil
@TheManWhoSoldTheWorld
Kendime dijital notlar içindir.
"İnancımı yitirmiştim! İnsan kısa sürede yaşlanıveriyor üstelik de geri dönüşü olmayan biçimde. İnsan bunu, kendi mutsuzluğunu kendine rağmen sevme biçiminden anlıyor. Doğa bizlerden daha güçlüdür işte o kadar. Bizi bir tarza oturtup deniyor ve bir daha da o tarzdan kurtulamıyoruz. Ben bir endişe istikametinde yola çıkmıştım. İnsan tam farkına bile varmadan rolünü ve kaderini usulca ciddiye almaya başlıyor, geriye dönüp baktığımızda da artık bunu değiştirmek için iş işten geçmiş oluyor. Tümüyle endişeli oluvermişsinizdir artık ve bunun ebediyen böyle olması kararlaştırılmıştır. "
Sayfa 242 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Yalan söylememişti. Yine de kuşkuyla yaklaşıyordum çünkü çulsuzlar kolaylıkla sayıklarlar. Sefalette öyle bir an gelir çatar ki ruh artık bedene sürekli olarak eşlik edemez hale gelir. O arada gerçekten çok fazla sıkıntı çekmektedir. Sizinle konuşan şey artık neredeyse bir ruhtan ibarettir. Sorumluluk sahibi değildir ki ruhlar."
Sayfa 237 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
"Sizinle konuştuklarında ağızlarından uzak durmaya çalışıyordunuz yoksulların içinin daha şimdiden ölüm kokması hasebiyle."
Sayfa 236 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
"Doğruydu da söylediği bayağı değişmiş olmam hakkında. Yaşam, insanı büker ve suratını ezer. Onun da suratını ezmişti ama daha az, çok daha az. Yoksullar feleğin sillesini yemiştir. Sefalet devasadır, dünyanın pisliğini silmek için kullanır suratınızı toz bezi gibi. Yine de birazı kalır."
Sayfa 230 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
Tembellikten Yolculuğa
"Tembellik neredeyse yaşam kadar güçlüdür. Oynamanız gereken yeni kaba güldürünün sıradanlığı sizi ezer ve sonuçta yeniden başlayabilmek için cesaretten çok alçaklığa gereksinim duyarsınız. Sürgün, yabancılık, budur işte, bir önceki ülkenin alışkanlıkları sizi terk ederken, diğerlerinin, yeni ülkeninkilerin, sizi henüz yeterince sersemletmediği insani zaman örgüsündeki o olağanüstü, şuurlu birkaç saat boyunca yaşamın gerçekten olduğu gibi amansız gözlemlenmesi. Bu anlarda her şey o sefil telaşınıza eklenerek sizi, âciz bir halde, nesneleri, insanları ve geleceği gerçekte oldukları gibi görüp ayırt etmeye zorlar, yani aslında birer iskelet olarak, hiçlikten ibaret hiçler olarak, ama onları sanki varlarmış gibi yine de sevmeniz, yürekten bağlı olmanız, kollamanız, canlandırmanız gerekmektedir. Başka bir ülke, insanın çevresinde biraz garip şekilde koşuşturan başka insanlar, bir iki ufak böbürlenmenin olması, dağılması, alışageldiği nedenlerini, yalanlarını, yankısını artık bulamayan bir gurur, bu kadarı yeter de artar bile, başınız dönmeye başlar, kuşku sizi içine çeker ve sonsuzluk sırf sizin için açılıverir, minnacık gülünç bir sonsuzluk ve birden içine düşüverirsiniz... Yolculuk dediğiniz şey bu minnacık hiçliğin, dalyaraklara mahsus bu baş dönmesinin arayışıdır..."
Sayfa 227 - Yapı Kredi Yayınları