Şerife Nur

"Sedefkâr"
'Kendi içimdeki duyguları birer nesneye indirgedim ve sürekli onların yerlerini hatırımda tuttum. Böylece karanlığın içinde dönüp dururken bir yere çarpmadım, kanadımı kırmadım, düşmedim ve incinmedim. Dönüşten memnun, çarpmamaktan sınırlara dokunmamaktan ve kimsesizlikten memnun, oyalandım bodrumda. Şimdi buradayım üst katta. Koridorda. Karanlıkta dönüp duran ruhumu yemlemeyi bıraktım. Batacak olsam da dolacağım, okunmasam da yazacağın, yansam da pişeceğim... ...Kırık nokta insan olmaya en yakın nokta hâline gelebilir. Onu kelimelerle öyle bir sarar ve onarırsın ki o yer zamanla insanın en sağlam yeri olur. Muhatabı ile buluşacağı bir zemine dönüşür. Kırığı kelimelerden başka ne ile onarabilirsin ki çiçeğim...'
Muhit Kitap·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Alp kadın ata biner, savaşır, hüner gösterir. Ben alp kadın değilim demek ki. Uğraşırsan sen de olursun. Onlar oldular da ne oldu; Eşlerinin yardımcısı oldular, savaştılar. Ben savaşta kılıç sallayamam. O zaman eşinin sevincini, kederini paylaşarak savaşırsın sen de."
Sayfa 55 - Muhit Kitap·Kitabı okuyor
"Bir mağarada inşa ettiğimi başka bir mağarada yitirmek istemiyorum. Daha doğmamış, henüz dünyaya teşrif etmemiş nesiller için, sizin için, senin için bir miktar pirinç, ateş ve tuz bırakmayı istiyorum. Lakin bana bırakılan pirinç, ateş ve tuzu üçlüsünü bulmalıyım önce. Bir ustanın dizinin dibinde oturmamın sebebi bu değil midir? Kelimeden kelimeye başımı vurmamın başka bir sebebi olabilir mi?"
Sayfa 52 - Muhit Kitap·Kitabı okuyor
"Kafka'nın "geriye dönülmeyecek o yeri"ni buluncaya kadar ya da Nasuh'un tövbesi gibi, asla geri dönemeyeceği o anı buluncaya kadar, yalanın bittiği hakikatin başladığı yeri buluncaya kadar çabalayacaktır insan."
Sayfa 51 - Muhit Kitap·Kitabı okuyor
"...Hikâyenin sonunda buruşmuş bir kuru eriğe dönmek de var, bir elmas gibi ışıldamak da..."
Sayfa 50·Kitabı okuyor