depresyona neden olan temel şey, kişinin kendi hayatını kendi kontrolünde hissetmemesidir. büyükler, kendi istek, irade ve düşüncelerini çocuğa yerleştirir ve çocuğu bunun kendi istek, irade ve düşüncesi olduğuna inandırırlar. amaç çocuğun kendi sesini, kendi duygu düşüncelerini duymalarını sağlamak olmalıyken biz bunları bastırıyoruz. hayatımız sonrasında çocukken bastırmayı öğrendiğimiz sesimizi yeniden bulmakla onunla irtibata geçmeye çalışmakla geçiyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
acımız, kötü bir evlat olmaktan değil, anne-babalarımıza kırgınlıklarımızı meşru kabul edememekten, olanlara karşı olumlu hislerimizin yanında olumsuz olanları da dürüstçe, suçluluk duymadan sahiplenememekten geliyor. bunu göremediğimiz sürece çocuklarımızı da aynı şekilde su istimal etmeye, problemi onlarda bulmaya devam edeceğiz.
bir yetişkinin çocuk sahibi olmama iradesi ve özgürlüğü vardır. bu iradeyi kullanmayan yetişkin, doğmuş cocuğun her türlü ihtiyacını karşılamakla mükelleftir. doğduğunda başkalarının eline insan kadar muhtaç bir ikinci canlı türü bilmiyoruz ve yazık kı çocuk fiziksel bakım kadar duygusal bakıma da muhtaçtır.
daha güzel bir dünya yaratmak için, bugün başarıyı belirleyen şanslı farklılık ve keyfi avantajların yerini, fırsat eşitliğinin egemen olduğu bir toplum almalı