Dünyadaki büyük ruhsal hareketlerin hepsinde insanlar, toplum duygusunu yükseltmeye çalışmışlardır ve din bu anlamda gösterilen çabaların en önemlilerinden biridir.
Yaşam gemisi yelkenlerini açmış rahatça yol alırken ve başarılması gereken zor sınavlar ortalıkta görünmezken bu soru kelimelere dökülmez. Herkesin gerekli olduğu üzere bu soru sorduğu ve cevapladığı yer kendi eylemleridir.
Günümüzde yaygın olan, bastırılmış libidonun nevrozların oluşumundan sorunlu olduğu yönündeki fikir doğru değildir. Hatta durum aslında bunun tam tersidir: Nevrozlu insanlar cinsel dürtüleri için doğru ifade şeklini bulamamaktadırlar.
Bir Fransız bir keresinde aç olmadığı halde yemek yiyen, susuz olmadığı halde su içen ve her an cinsel ilişkide bulunabilen tek canlı varlığın insan olduğunu söylemiştir. Cinsel dürtünün aşırı tatmini gerçekten de tüm diğer isteklerin aşırı tatminleriyle eş değerdir. Fakat herhangi bir dürtünün aşırı derecede tatmin edilmesi ve ilgisinin abartılı ölçüde gelişmiş olması yaşam uyumunu bozmaktadır.