Çiftçi sabrına, filozof bilgeliğine ve seyyahın özgürlüğüne talibim.“Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğim” diyen Sokratesin izinde; her gün yeniden doğan güneşle hayata başlar; çocuk gibi öğrenmeye koşarım.
...
—Size ikişer şeker veriyorum, dedi. Ama valahi, Muligan, senin yaptığın çay da çok koyu oluyor hani.
Buck Muligan, somundan kalın dilimler keserek, yaşlı bir kadının tatlıdililiğini andıran bir sesle dedi ki:
—Yaşlı Grogan ananın dediği gibi, ben çay yaparsam çay yaparım, çiş yaparsam da çiş yaparım.
—Vay canına, çay bu işte, dedi Haines. ...
....
—İrlanda sanatıyla ilgili simgeni ona anlattım. Çok akılıca buldu. Ondan bir kayme kopar, tamam mı? Yani bir gine.
—Daha bu sabah aldım paramı, dedi Stephen.
—Okul aylığını mı? dedi Buck Muligan. Ne kadar? Dört papel mi? Birini bize tosla.
—Verdim gitti, dedi Stephen.
—Dört ingiliz lirası, diye sevinçle bağırdı Buck Muligan. Öyle görkemli bir içki âlemi yapacağız ki, eski Kelt büyücülerinin aklı duracak. Dört kadirimutlak İngiliz lirası.
Buck Muligan elerini havaya kaldırarak taş basamaklardan aşağıya doğru zıplaya zıplaya inerken Londralı ağzıyla bir türkü tutturdu:
—Oh, çok neşelenicez Viski, bira, şarap içicez, Taç giyme töreninde Taç giyme töreninde. Oh, çok neşelenicez Taç giyme töreninde. ...
2.17. Konfüçyüs der ki: "You! Sana bilmenin ne olduğunu öğreteyim! Bildiğini biliyorsan, biliyorsun demektir; bil mediğini de biliyorsan, işte budur bilmek."