KALEMLE DEĞİL YÜREKLE YAZILMIŞ KITALAR: İSTİKLÂL MARŞI
Her kutsal istiklalin bir şiiri, bir marşı vardır tıpkı bizim o kutsal İstiklalimizinki gibi.
Bazı şairler şiirlerini kendi duygularının en içten seslerinin etkisi ile yazarlar; fakat bazı şiirler de vardır şaire kendisini yazdırtır…
Kurtuluş Savaşı’mızın oluşturduğu çetin koşullarda milletçe verdiğimiz büyük mücadele bir şiir bir destan gibidir. Birinci Dünya Savaşından çıkmış halkımızın bağımsızlığa olan inancında , vatan ve bayrak sevgisinden doğmuştur. Çünkü İstiklal Marşı’mız dünyadaki tüm marşların içinde şiirselliği ve gerçekliği en yüksek marştır. Ölüm kalım savaşının tam ortasında, şehirlisi, köylüsü, alimi, cahili, zengini, fakiri, kadını, erkeği, yaşlısı, genci... bir millet olarak Anadolu topraklarında yaşayan bütün insanların canını dişine takarak bir dava uğruna sahip oldukları her şeyden gözünü kırpmadan vazgeçilme fedakarlığı ışığında yazılmıştır. Bazı savaşlar yalnız silahla değil silaha mermiden önce yürek doldurularak yapılır. Tıpkı bizim İstiklal Savaşımız gibi…
Silah bakımından çok üstün orduların işgali altındaki ülkemiz ancak yoksul Anadolu halkının silaha yüreğini katmasıyla destansal bir mücadele kazanabilmiştir. Yoksul halkımızın ise en güçlü silahı, zafere inancı ,imanı ve yurt sevgisiydi. Böyle çıkıldı yola ve kazanıldı…
Dünyada eşi benzeri görülmeyen zafer azmini, eşi benzeri görülmeyen destansı direnişi ve eşi benzeri görülmeyen yüce şiirlerle anlatabilirdi.
Kurtuluş Savaşı’mızın şiirini yazacak şair de çok yüce ruhlu olmalıydı. Bu yoksul halkın destansı savunmasını gözleriyle görmeliydi.
Yıllardan 1921'idi. Meclis, milli duygularımızı şahlandıracak milli marş arıyordu. Bu marş için bir yarışma başlatıldı. Yarışmanın sonucunda para ödülü vardı. Mehmet Akif para ödülünü duyduğu için