Kendi değildi. Kendi olmadığını da biliyordu. Anlam karmaşaları ile dolu hayatında yalnızca isimlerini bildiği insanlara mal etmişti kendini. Tutunacak bir dalı, sığınacak bir çatı arayışında değildi. Sadece boşluktaydı...
Silah sesleri yankılanan arazilerde, roketlerle aydınlanırdı geceleri. Ölüme böylesine yakın temasta olan vatan sevdalıların, bir imtiyazı olması gerektiğine inanıyordu.
"Her sabah aynı kuyunun içinde uyanıyorum sanki. Derin deliğin ağzı o kadar yüksek ki aydınlığı göremiyorum. Bu bilinmezliğin arkasından yeni bir bilinmezlik ekleniyor. Çıkıyor muyum yoksa daha da derine mi düşüyorum, bilmiyorum. Ben olduğumun, kim olduğumun hiçbir önemi. Yok sadece uyanıyor ve dünü tekrar ediyorum."