Gündüzsefası'nı okurken ne kadar imkansız görünsede her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz...Sanırım kaderin garip bir cilvesi bu bana Böğürtlen Kışı da o kadar çok zihnimi zorlayan cümlelere sahipti sanırım bu kitap da aynı şekilde iki kitabıda gariptir ki içinde bulunduğum paradoksta okumam harika...Her karanlığın bir aydınlığı vardır...Ne yaşarsakta yaşayalım umut sonunda yanımızdadır
Okuduğum en güzel kitaplardan biriydi ;yazarın şimdi ve geçmiş zaman edebiyatı yoruyor okurken biraz... Flashbackler duygu karmaşıklığı yaşamama neden oluyor...Vera Ray 'in yaşadığı hazin dolu aşk ve çocuğunun vicdansızca elinden alınışı...Claire 'in ise eşi yanında olduğu halde yaşadığı büyük yanlızlık üstelik bebeğini kaybettiği dönemde gerçekten güzel ve akıcı anlatılmış...Neredeyse Claire ve Vera'nın yaşadıklarını hissediyorsun mükemmeldi...Kitabın satırlarını okudukça Charles ve Ethan'a öfkem oldukça büyüdü,çünkü sevdikleri kadınlara sahip çıkmayı beceremediler...Ne yazık...
Sonet43
Seni nasıl sevebilirim?
Yolları saymama izin ver.
Ben derinliğe kadar seni severim, genişliğe ve yüksekliğe kadar.
Gözden uzak hissettiğinde ruhum ulaşabilir
Varlığın sonu ve kusursuz zarafet için.
Ben her gün seviyesine seni seviyorum
En sessiz ihtiyaç güneş ve mum ışığında.
Ben seni özgürce severim, erkek gibi hakkıyla çabalayarak.
Ben sadece seni severim, onlar gibi övgüye çevirerek.
Ben seni severim, tutkuyla kullanmak için
Benim yaşlı kederlerimle ve çocukluk inancım ile.
Ben seni severim, kaybedecekmişim gibi görünen bir sevgiyle
Benim kayıp azizlerimle.
Ben seni nefesimle severim,
Gülümseme, göz yaşı, bütün hayatımın; Tanrı (Allah) seçti,
Seveceğim ama öldükten sonra daha iyi seveceğim.
(Sanırım Böğürtlen Kışı'nın bana kazandırdığı bir şair olacak)