İşte bu haldeydim; hayalci ve kopuk, bağımsız ve alaycı bir ruhla kendim için bir kader şekillendirmeye çalışıyor, aşkla dolu bir yaşamın içindeki şiiri hayal ediyor, ama aynı zamanda on altı yaşında biri ne kadar yapabilirse anılarımda yaşıyordum.
Gelecekle ilgili belli belirsiz dalgınlıkla ve hayallerde sürüklenip maceralı düşüncelerle coşarken vahşi bir kısrak gibi kaçtım, akıntıların üstünden atladım, dağlara tırmandım, uçtum ;kafam ellerimde, çalışma odamın zeminine veya öğretmen sandalyesine ağ ören bir örümceğe bakarak saatlerce durabilirdim. Boş ve açılmış gözlerle uyandığımda ise hepsi bana, sınıfın en tembeline kahkahalarla gülerdi. Hiçbir zaman olumlu bir fikrim olmazdı ve hiçbir mesleğe heves etmezdim. Herkesin gidip kendi payını elde etmesi gereken bu dünyada gereksiz biri olacaktım. Gerçekten hiçbir zaman kimseye bir faydam olmayacak; en iyi ihtimalle bir joker, hayvanlarla gösteri yapan bir şovmen, ya da bir kitap yazarı olabilecektim.