Öğrenmek her zaman iyidir ama dünyanın kötülüğüne ilişkin bilgiler biriktikçe, daha dikkatli olmaya, en kötüsüne kendini hazırlamaya başlıyor kişi. Kurnazlık, hayır sevmezlik, öz korumacı ihtiyatlılık; dünyevi öğrenmenin meyveleri bunlar işte. Çok yaşamanın bedeli işte bu son derece çirkin bilmişlik. Neden yaşlılar arasında tek bir doğru dürüst kişi bulamadığımızı açıklıyor bu durum. Olan biteni doğrudan göremeyecek, apaçık hissedemeyecek, tavizsiz hareket edemeyecek kadar çok şey biliyorlar.
Bu dünyada kötülük yaptıkları halde kendi azizliklerinden mutlak bir biçimde emin olan insanlar vardır. Kendilerini suçsuz günahsız olduklarına gerçekten inandırmışlardır. Diyebilirim ki, kendini kandırmanın böylesi bir çeşit alçak gönüllülüktür ancak kendini kandırma ne kadar içten olursa olsun, hakikat başka insanlar açısından sakıncalıysa bir kenara bırakılmalıdır.
Her halükârda evrensel bir uyarıcıdır aşk. Olimposlu Zeus’tan toprak solucanlarının ve kımıl kımıl oynaşan kök kurtlarının en alçağına kadar bu dünyadaki her şey, aşk uğruna kendini tüketir durur.