(Durkheim) "Bireysel egoizmi ılımlılaştırabilecek tek güç gruptur" der. Bu yapıtta Marx'ın tersine tam da bireyleşme süreci adına işbölümünü ve uzmanlaşmayı savunur. Neden? Çünkü "kişi olmak demek, özerk bir eylem kaynağı olmak demektir. Insan ancak içinde yalnızca kendine ait olan, kendisini bireyleştiren bir şey olduğu ölçüde bu niteliği edinebilir"
Durkheim'a göre "insan doğası"nı tanımlayan şey, "tatmin edilemez" gibi görünen, potansiyel olarak "sınırsız", sıkıntı, acı ve dolayısıyla anomi taşıyan "gereksinimler"dir.
Durkheim iki bireycilik ayırt eder. Birincisi -kavga
ettiği bireycilik- "dar faydacılık ve faydacı egoizm"dir; "özel refahın ve çıkarın yüceltilmesidir".
Ikincisi -talep ettiği bireycilik- "Kant'ın ve Rousseau'nun bireyciliğidir". Bu, mücerret "ben''i değil, toplumsallaşmış insanı, bireyleşmiş olsa bile tür olarak insanlığı göz önünde tutan, yani insanları birbirine bağlayan ahlaksal özellikler içeren, hümanist bir bireyciliktir.
Stirner'in mücerret, kendine yeter ve zamandışı bireyinin karşısına Marx ve Engels tarihsel -"üretici güçleri ve gereksinimlerinin evriminde belirli bir evreye varmış'' bireyler- ile toplumsal -"güncel toplumsal koşullara bağlı oldukları biçimiyle bireyler arası ilişkiler" içinde var olan- bireyler koyarlar.