Felsefe ile uğraşmak için henüz çok erken, ya da çok geç olduğunu söyleyen, mutluluğu için uygun vaktin daha gelmemiş, ya da geçmiş olduğunu söyleyene benzer.
Felsefe veya Fizyolojinin, yani Tabiatın gözlenmesi ve incelenmesinin sadece tek bir amacı olabilir, o da insanlara varliğin mümkün olabilen en büyük, en sakin ve en duru zevkini göstermek ve onun yolunu çizmektir. Bu zevk (hedone) hiç bir zaman kaba anlamında bir zevk, ya da şehvet değildir, aksine beden alanında tamamiyle acısızlık ve ruh alanında da tam bir sükundur.
Değişmez bir alın yazısı yoktur. Gelecek doğrudan doğruya kendi elimizdedir, çünkü ona aklımızla şekil verebiliriz; öte yandan tamamiyle de elimizde değildir, çünkü ne kadar kaçınmak istersek istiyelim ve ne kadar kaçınırsak kaçınalım hatalar yapabiliriz.
Ölüm, tatlı olsun, acı olsun, sevinçli olsun, ıstıraplı olsun bütün duyguların ortadan kalkması demektir. Eğer biz varsak ölüm orada yoktur, eğer ölüm orada ise, o zaman artık biz yokuz.
Ancak tek bir defa doğduğumuza, ölünce de artık bütün ebediyet boyunca bir daha var olmıyacağımıza göre, bu bir defalık hayatın kendisi karşımıza muazzam bir gaye olarak çıkmaktadır.