Kitabın ortalarında bir sıkılma haline girdiysem de romanın sonundan gayet memnun kaldım. Bu tarz Osmanlı’nın son dönemlerinde yazılmış kitaplar okumanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bunun sebeplerinden biri bu kitapların o dönemki insanların kişilikleri ve o dönemki kültür hakkında bilgi vermesidir. Diğer bir sebep ise, gördüğüm kadarıyla bizim nesil internet ortamındaki yayıncıların anılarını dinlemekten keyif almaktadır. Ahmet Mithat gibi olayları kendi gözünden anlatan yazarların Ahmet Mithat Efendi kitapları da aynı hissi yaşattığını düşünmekteyim. Kitapta dikkatimi çeken bazı şeyleri not ettim:
- Günümüzde iti an çomağı hazırla olarak kullandığımız deyim, kitapta “ yari an, kucağı hazırla” olarak kullanılmış.
- “Malum ya, yalancı dolmaların çeşitleri Ermenilere vergidir. Balıkların çeşitlerini pişirmek Rumlara vergi olduğu gibi. Hamur işinin en âlâsını yapmak da Müslümanlara vergi olduğu gibi.” Burada farklı milletlerin yemek kültürleri kıyaslanmış.
-“Alexandre Dumas'nın romanlarını da sırf hayaldir diye reddedemezsiniz ya! Hiçbir şey sırf hayali olamaz. Hakikat âleminde vücut bulan şeylerin hülyaya intikal eden hükümleri, sizin gibi yaratıcı güç sahiplerini hayallendirir de o romanlar meydana gelir.” Bu kısımda da hiçbir romanın tamamen hayali olmadığını ifade etmiş.