Türk Edebiyatı Klasikleri - 67

Müşahedat

Ahmet Mithat Efendi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·384 syf.··
2024 93. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 11:00
merhaba sevgili arkadaşlar! Ahmet Mithat Efendi - Müşahedat kitabından bahsedeceğim bugün sizlere. Hüseyin Rahmi’den sonra en sevdiğim klasikçi olduğumu bilmem kaçıncı kez söylüyorum ve asla söylemekten sıkılmayacağım. yazardan okuduğum dokuzuncu kitap ve tabi ki beklentimi karşıladı. yazardan okuduğum en ilginç eserdi, Natüralist bir tarzda yazılmış. roman roman içinde bir eser olmuş tabiri caizse. Ahmet Mithat bu eserinde kendisi de romanın içerisine dahil olmuştu, hem de kendi kimliğiyle. hatta hikâyenin gidişatında Ahmet Mithat’ın ismini yanlış okudum sanıp “yahu bir yerde şaşırdım galiba” deyip o kısmı baştan tekrar okumuştum. Türk edebiyatında bir ilki daha gerçekleştirip natüralist yazmasına hayran olduğumu söylememe gerek var mıdır? canım Ahmet Mithat seninle tanışmayı öyle çok isterdim ki… iyi ki edebiyatımızda yazı makinemiz sensin. konusuna değineyim, yazarımızın bir vapur yolculuğunda iki genç hanım ve orta yaşlı bir kadının konuşmaları dikkatini çekiyor. genç hanımlardan biri, öfkeyle durduk yere bir adamı tokatlayınca bizim yazarın merakı ne olur? işte yazılacak ilginç bir hikâye der ve bu hanımların peşlerine bir merak uğruna düşüverir. hikâyemize pek sonraları genç bir beyde dahil olur. e sonra ne mi olur? bu üç genç ve bizim Ahmet Mithat’ın başına neler gelir, gidişat nasıl olur okuyup görebilirsiniz. çok sevdim. romanın nasıl oluştuğu, olayların bağlantısını ve finali çok sürükleyiciydi. Ahmet Mithat’ın klasik dostluk/vefa temasını bu eserde de görmüş oldum. Siranuş, Refet ve Agavni iyi ki roman kahramanlarım arasına dahil oldunuz. herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim, okuyunuz efenim. sevgiler, buse.
Alıntı
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
9/10
·384 syf.··
2024 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2024 20:45
Ahmet Mithat'ın tüm eserlerini bir kelime ile anlat deseler "akıcı" derim. Kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Merak duygusu hep yüksekte. Bazen sonunu bilsen de okumak içinde olmak istersin ya o türden bir kitap daha. Onun yanında sen de geziyorsun 125 yıl evvel İstanbul'un da. Tavsiye edilir 9/10
1K
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
7/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 18:32
Uzun zamandır beni böyle yoran bir kitap olmamıştı. Türk edebiyatını çok severim ama bu kitap benim için küçük bir hayal kırıklığı oldu. Çok farklı bir şey beklemiştim; klasik bir roman değilmiş. Zaten yazar natüralist bir roman yazdığını özellikle belirtiyor. Okurken bir hikâyeden çok, edebiyat üzerine yazılmış bir deneme okuyormuş gibi hissettim. Toplum gözlemi, kadın-erkek ilişkileri, ahlak anlayışı, eğitim ve kültür farkları, batılılaşma tartışması gibi konulara değinen, edebî anlamda güçlü bir kitap. Kötü bir kitap asla değil; hatta yer yer hayran bırakan bir kaleme sahip. Bazı cümlelerde okuru durdurup düşündürüyor, adeta takılı bırakıyor. Bu durum benim hoşuma gitti. Genelde bu tarz kitapları okumayı severim; hem keyiflidir hem de genel kültür açısından besleyicidir. Müşahedat da onlardan biri. Kitapta çok sık geçen Seyyid Muhammed Numan’ı ilk kez bu kitapta tanımış oldum. İsmini dahi hiç duymamıştım. Araştırınca Hindistan’da yaşayan evliyânın en büyüklerinden biri olduğunu gördüm. Bilgi edinmek açısından da güzel bir kitap bence. Aslına bakarsanız bir kitap yoruyorsa, o kalemin ne kadar güçlü olduğunu anlarız. Hiç etkilemeyebilirdi ama okuru yormayı başardı; bu da aslında güzel bir şey. Yorucu ama zihinsel olarak besleyen bir okumaydı. Bu yüzden yine de tavsiye ederim.
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2023 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2023 00:00
Müşahedat kelime anlamı olarak gözle görülen şeyler, görüşler anlamına geliyor. İsminden anlaşılacağı üzere kitap Ahmet Mithat Efendi 'nin birtakım gözlemlerinden oluşuyor. Kitap yazma niyetinde olan Ahmet Mithat bunun için etrafını gözlemliyor ve olayları olduğu gibi anlatıyor. Olayları olduğu gibi anlatmasındaki maksat naturalist bir roman yazmaktır. Karakterler arasında oluşan hikayeyi anlatırken Osmanlı'nın günlük yaşantısına, toplum yapısına da şahit oluyoruz. Bence bu kitabı okunur kılan özelliklerden bir tanesi Ahmet Mithat' ın kendisinin de kitabın bir karakteri olması. Babacan tavrıyla kendini sevdirmesi, olayları birinci ağızdan anlatması kitabı akıcı hale getirmiş. Bunun dışında Ahmet Mithat 'ın çok daha iyi kitaplarını okuduğumu söyleyebilirim. Türk klasiklerine merakınız varsa Müşadehat' ı okuyun, pişman olmazsınız. Ama benim her kitabı okumaya vaktim yok seçici olmam lazım diyorsanız mesela Felatun Bey ve Rakım Efendi eserini daha bir severim.. Öncelikle onu tavsiye ederim. Hepinize iyi okumalar dilerim
1K
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
Müşahedat
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kitabın ortalarında bir sıkılma haline girdiysem de romanın sonundan gayet memnun kaldım. Bu tarz Osmanlı’nın son dönemlerinde yazılmış kitaplar okumanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bunun sebeplerinden biri bu kitapların o dönemki insanların kişilikleri ve o dönemki kültür hakkında bilgi vermesidir. Diğer bir sebep ise, gördüğüm kadarıyla bizim nesil internet ortamındaki yayıncıların anılarını dinlemekten keyif almaktadır. Ahmet Mithat gibi olayları kendi gözünden anlatan yazarların Ahmet Mithat Efendi kitapları da aynı hissi yaşattığını düşünmekteyim. Kitapta dikkatimi çeken bazı şeyleri not ettim: - Günümüzde iti an çomağı hazırla olarak kullandığımız deyim, kitapta “ yari an, kucağı hazırla” olarak kullanılmış. - “Malum ya, yalancı dolmaların çeşitleri Ermenilere vergidir. Balıkların çeşitlerini pişirmek Rumlara vergi olduğu gibi. Hamur işinin en âlâsını yapmak da Müslümanlara vergi olduğu gibi.” Burada farklı milletlerin yemek kültürleri kıyaslanmış. -“Alexandre Dumas'nın romanlarını da sırf hayaldir diye reddedemezsiniz ya! Hiçbir şey sırf hayali olamaz. Hakikat âleminde vücut bulan şeylerin hülyaya intikal eden hükümleri, sizin gibi yaratıcı güç sahiplerini hayallendirir de o romanlar meydana gelir.” Bu kısımda da hiçbir romanın tamamen hayali olmadığını ifade etmiş.
Duygu ve Düşünce
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2024 27. kitabı
Merhabalar Ahmet Mithat Efendi'nin yenilikçi ve deneysel eserlerinden birini daha okudum. Kitabın girişinde belirttiği gibi yazar natüralist tarzda bir roman yazmak istemiş. Kitabın ismi de "gözlem" anlamına geliyormuş. Bir vapur seyahatinde tesadüfen karşılaştığı kişilerle ilgili bir hikâye kurarak roman içinde roman diyebileceğim bir anlatı ortaya çıkarmış. Ayrıca başından sonuna kadar yazar olarak kendisi de hikâyenin içinde mevcut. Vapurda karşılaştığı iki genç gayrimüslim hanımın peşine düşen yazar onlarla ve genç kızlardan birinin âşığı Refet'le tanışır. Kısa sürede aralarında derin bir dostluk kurulur. Kızlardan birinin bahis açması üzerine kızın hayatını romanlaştırmak üzere çalışmaya başlar. Bu arada gerçek hayatta da romanları aratmayacak gelişmeler yaşanır. Genel olarak güzel bir romandı. Yazar gerek gördüğü yerlerde araya girip toplum, din, ahlak gibi birçok konuda fikir beyan etmiş. Epey hacimli ve çok detaylı olması bazen okuma hızımı ve isteğimi azalttı. Konular artık çok bilinen, klasikleşmiş şeyler olsa da şaşırtmaca ve merak unsurları ustaca yedirilmişti. Okuyan kadinlar kulubu ile #TürkKlasikleriSerisi etkinliğinde bu ayki kitabımızdı Sevgiyle kalın 🪻
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
Metafiction
8/10
·384 syf.··
2024 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2024 00:31
Hace-i Evvelimiz üstadların üstadı Ahmet Mithat Efendi bu eserinde yine farklı deneyimlere soyunmuş ve postmodernizmin öncü hareketlerinden olan üst kurmaca tekniğini belki de Avrupa ile aynı zamanlarda hatta kimbilir belki de daha önce Türk Edebiyatı'na tanıştırmış. Üst kurmaca eserlerde yazarın kendisi de bir karakter olarak olaya dâhil olup, hikâye içinde hikâye okutmuş oluyor bize. Post-modern kitapları okumayı genel olarak sevmem ve ne yazık ki ilk defa ustanın bir eserini zorla bitirebildim, sevemedim.
Türk Edebiyatı Klasikleri
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2024 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2024 22:15
Kitabın adı yani Müşahedat, ‘gözlem’ demekmiş. Romanımızın başkahramanı da, mesleği gereği iyi bir gözlemci ve kitabımızın yazarı olan Ahmet Mithat Efendi. Romana gerçek hayattaki halini dahil etmiş yazarımız. Ahmet Mithat Efendi, Tercüman-ı Hakikat gazetesinin kurucusu ve yazarı aynı zamanda. Kahramanımızın mesleği olan gazetecilik, mesai saati olmayan bir iş bildiginiz gibi. O da işini hakikatiyle yapmaya çalışan biri olarak hayatının her dakikasında algıları sonuna kadar açık bir şekilde cevresinde olup bitenleri istemli istemsiz gözlemleyen biri. İşte kitabımızın öyküsü de bu gözlemlerden birinin sonucu ortaya çıkıyor. Bir vapur seyahatinde karsılaştığı Siranuş Hanım ve Matmazel Agavni’nin hem güzelliği, hem duruşu, hem de konuşmaları Ahmet Mithat’ın ilgisini çeker. İkisini evlerine kadar takip eder ve bir cesaretle kendini tanıtır. Siranuş Hanım eserlerinden kendisini tanımaktadır ve tanışmalarından memnun olur. Niyetinin kitap yazmak olduğunu, konuşmalarının ilgisini çektiğini belirtip hanımefendilerin de onaylarını alarak ikisinin hikayesini yazmaya başlar. Hikayeler İstanbul sosyetesindeki skandal evliliklerden Tunus’a dek uzanır. Ebeveynleri, aile hayatları, çocuklukları, eğitim yaşantılarından başlayarak bugüne dek olan tüm hayatlarını kaleme döker. Bütün öyküyü öğrenebilmek için de onları bir kaç kez ziyaret eder ve bu iki hanımla ilişkisi olan İstanbul’un ticaret erbaplarından Mısırlı büyük tüccar Seyid Muhammed Numan ve tüccarın yardımcılarından Refet Bey’le tanışır. Bu tanısma, her iki taraf için de güzel dostlukların başlangıcı olur. Aynı zamanda hikayelere bu iki beyefendi ve çevrelerinin de dahil olması ile ortaya daha elle tutulur sonuçlar çıkar. Öğrendikleri aşk hatta karşılıksız aşk, üçkagıtlar, ihanet, ticaret, miras, ölüm ve sırlar içeren epey
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
Müşahedat
7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
Ahmet Mithat Efendi'nin kitaplarını çok seviyorum. Bu kitabının dili biraz ağır geldi bana. Konusu bence bir tık sıkıyor bir süre sonra. Ama Türk Klasiği seviyorsanız tavsiye ederim.
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma
YAZAR ROMANINDA KARAKTER OLARAK BARINIRSA NE Mİ OLUR?
Puan vermedi·384 syf.·
2026 23. kitabı
Türk Edebiyatının önemli kalemlerinden biri olan Ahmet Mithat Efendi’den natüralist bir roman. Ahmet Mithat Efendi romanı ele alırken okuyucularının bu tarz bir romanla karşılaşacakları için verecekleri tepkileri, hissedeceklerini düşününce çok heyecanlandığını beyan ediyor. Bunun sebebi ise şu; yazarımız romanı yazarken kendisini de bir karakter olarak romanın içerisine yerleştirmiş, üstelik uydurmaca olarak da değil, halis mulis Ahmet Mithat Efendi ismiyle romanda önemli bir karakter – hatta ana karakter bile denilebilir, olarak geçiyor. Bu denge öyle güzel sağlanmış ki, yazar hem yazarken aynı zamanda yazdıklarını romandaki kendi karakteri görüp yazıyormuş gibi işlemiş romanına. Kitabın 136. Sayfasında yazar bunu şu şekilde dile getiriyor; ‘’o romancının söz konusu olaylar içerisine girerek ve serüven sahiplerinin arasına karışarak ona göre düşüncelerini tasvire girişmesi daha tabii düşmez mi?’’ Açıkcası eserin yazıldığı devirde Türk Edebiyatında bu şekilde bir romanın ortaya konulmasını geçtim, tahayyül edilmesi bile Türk Edebiyatı için büyük bir gelişme olmuş. Okurken biraz Peyami SAFA’nın romanlarının tadı geliyor eserin kurgusundan dolayı. (BU PARAGRAF SPOİLER NİTELİĞİ TAŞIYOR) Romanın konusunu kitap bitince anlıyorsunuz, yazar hiç fark ettirmeden iki gencin aşkına bizleri de şahitlik ettiriyormuş. Bu iki aşık genç önlerine çıkan engelleri kabullenip aşklarını hiç itirafa uğratmayarak kendi içlerine hapsetmeleri sonucunda yaşamaya, başkalarını seviyormuş gibi yaparak kendilerini zorlamaya, kendilerini kandırmaya çalışmaları neticesinde, meydana gelen bazı olaylar vesilesiyle iki aşığın aşklarının ortaya çıkarak bu düğümün çözülmesi ve okuyucunun da hem şaşırıp hem de rahatlamasıyla romanımıza veda ediyoruz. Eğer bu eseri beğenirseniz, benzer nitelikte
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024914 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.