Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·152 syf.··
2025 83. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 18:58
Halid Ziya Uşaklıgil’in Sefilesi, Türk roman tarihinde hem sessiz hem de sarsıcı bir yankı bırakır. Bu roman, yazarın henüz Servet-i Fünûn dönemine geçmeden önce kaleme aldığı, gençlik ateşiyle yazılmış bir trajedi gibidir. O dönemin Osmanlı toplumu, kadının varlığını genellikle bir “edep” sınırı içinde görmek isterken Halid Ziya, o sınırı cesurca aşar. Çünkü Sefile bir aşk romanı değildir; aksine, insanın düşüşünü, toplumun vicdansızlığını ve kaderin soğuk ellerini anlatır. Ve tüm bunları Mazlume adında, adının anlamını bile yük gibi taşıyan bir kadının gözünden görürüz. Mazlume’nin hikâyesi aslında Halid Ziya’nın toplum aynasına tuttuğu bir ışık gibidir. Bir kadının kötü yola sürüklenmesi, o dönemde “ahlâki bir zayıflık” olarak görülürken, Halid Ziya bu kaderi bir ahlâk yargısından değil, bir toplumsal hastalıktan kaynaklı olarak resmeder. Yani Sefile’de asıl suçlu birey değil, toplumdur. Kadının kurtulma şansı kalmadığında, erkeklerin sefahati karşısında onun çaresizliği daha da belirginleşir. Mazlume’nin her adımı, dönemin “namus” kavramının çelişkilerini yüzümüze vurur. Sefile, bir toplumsal eleştiri romanı olduğu kadar bir psikolojik tahlildir de. Yazarın Mazlume’yi anlatırken kullandığı dil, zaman zaman yargılayıcı değil, neredeyse bir terapistin sesi gibidir. Bu da romanı dönemin tipik “ahlak romanı” anlayışından tamamen uzaklaştırır. Romanın yayınlandığı dönemde aldığı tepkiler, bugünün gözüyle bakıldığında oldukça ironiktir. Çünkü o dönem eleştirilen şey — kadının düşüşünü anlatmak — bugün tam da Halid Ziya’yı modern yapan unsurdur. O, toplumun “ayıp” saydıklarını edebiyatın merkezine taşıyarak tabuları kırmıştır. Bu anlamda Sefile, hem bir kadın hikâyesi hem de Osmanlı toplumunun vicdan muhasebesidir. Beni en çok etkileyen ise Halid Ziya’nın empati
1000Kitap
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 75. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2024 01:15
Önce yazarı övmekle başlayayım. Halit Ziya’dan mükemmel bir eser. Yalın, asla sıkmayan, hızlıca biten bir kitap…. Konusuna gelecek okursak; acınası bir hikaye! Saf tertemiz bir kızın hayatı nasıl kararir onu okudum. kurtuluş sandığı hayatın aslında ne kadar kötü bir yaşam olduğunu çok geç anlar Mazlume. Dilencilikten daha ne kötü olabilir ki diye düşünürken en kötüsüyle karşılaşır. “Mazlume artık bir insan değildi, Mazlume artık utanç timsaliydi. Mazlume düşmüş bir kızdı. Toplumun en igrenc lekesiydi. “ İhsan efendi için konuşmadan edemeyeceğim. Böyle erkekler yüzünden kim bilir kaç kız bu duruma düşüyor. Kitabın sonunda intikam alınması bir nebze beni rahatlatmış olabilir :(
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
5/10
·152 syf.··
2025 23. kitabı
Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan "Sefile", yazarın Türk edebiyatındaki ilk eseei olarak önem taşımaktadır. Diğer bir dikkat çeken yanı, kitap olarak basılmamasıdır. Uşaklıgil, arkadaşı Tevfik Nevzat'la 1886-1887 yıllarında İzmir'de çıkardıkları Hizmet adlı gazetede eserini yayımlamaya karar verir. "Sefile", gazetenin 1-73. sayıları arasında tefrika ettirilir. Eser, 2006 yılına kadar da kitaplaştırılmaz. Zamanında tefrika olarak kalması "Sefile"nin Türk edebiyatında arka plana atılmasına neden olsa da yazarın çıkış kitabı olması ve Uşaklıgil'in üzerinde modern roman tekniklerini serbestçe uygulaması açısından unutulmaz bir özellik kazanır. Halit Ziya Uşaklıgil, yirmili yaşlarının başındayazdığı bu roman ile bahsettiğim teknikleri deneyerek edebiyata farklı bir renk getirmeye çalışmıştır. Onun yarattığı ana karakterlerin arzularının peşinden gitmesi ve ana temanın arzu olması, bu romanla birlikte başlamıştır. Yazarımız birey olabilmenin sancısını, toplumdan kopuşu, bireysel arzuların şahlanışını, bireysel arzular ile toplumsal ahlak anlayışının çatışmasını, bir kadının toplum önünde düştüğü çaresizliği okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Açıkçası çok beğendiğim bir okuma olmadı. Sonu hariç heyecandan uzaktı. Kurgu çok hızlı ilerledi. Olay örgüsü özensizdi, Uşaklıgil zaman kronolijisini ortadan kaldırmıştı, kurguda bir anda geçmişteki çok farklı bir olaya dönülebiliyordu. Fakir bir kız olan, henüz bebekken babasını kaybeden ve hasta annesiyle yaşayan Mazlume'ye konuk oluyoruz. Annesinin ölümüyle ona bir müddet komşuları Rahime Hanım baksa da yaşlı kadının da ölümüyle Mazlume, sokaklarda yaşamaya ve dilencilik yapmaya başlar. Dilenirken burada onu Mihriban görür ve ona acıyarak evine götürür. Bu evde Mihriban, kızı İkbal ile yaşar ve geçimlerini fuhuştan sağlarlar. Bu
Edebiyat
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
Çeşman-ı Kebud,Levs-i Riyâ,Bedbaht bir Rüya
Puan vermedi·152 syf.··
2023 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2023 17:07
Halit Ziya Uşaklıgil'in 1887'de yirmili yaşlarında yazdığı ilk romanı... Henüz küçük yaşlarda yaşamın acımasızlığıyla karşılaşan Mazlume'nin dilenciyken olduğu durumdan daha kötü ne olabilir ki? sorusunun cevabını aldığımız sürükleyici bir roman... İnsanın kınadığı şeyleri inatçılık ve bedbin bir bakışla daha betere nasıl yürütebileceğini gözler önüne seriyor.Ailesini erken yaşta kaybeden ve bununla beraber kendisini her daim etrafına bağımlı kılan(Mazlume),annesine olan nefretinden ve istemsiz bir evlilikten dolayı fuhşu bir intikam gören(İkbal) ve ihtiyar olarak terk edilmekten,yalnız kalmaktan korkan(Mihriban) bireylerin yaşamını bir erkeğe bağımlı kalması sonucunda oluşan (Sindirella Kompleksi) bir felaketi okuyoruz. Kitapla ilgili okuduğum birkaç yazıyla beraber farkettim ki karakterlerin psikolojik sorunlarına üstünde fazlaca durulmasada anlatılan kısa geçmişler bugünkü yaşadıklarına sebeptir.Nedensellikle beraber soyaçekim olarak İkbal'in de annesi Mihriban gibi kötü bir yolu seçmesi halbuki zeki ve çok okuyan bir kadın olarak iyi yerlere gelebilme ihtimali olan birinin yaşamını başkalarına muhtaçlaştırması... İnsan nefretine dönüşür. Sindirella Kompleksi Nedir? Özgürleşmede tek gerçek hedef, kadının kendi içinden özgürleşmesidir. Kişisel ve ruhsal bağımlılık, kadını engelleyen temel güçtür (Dowling). Kadını, aklını ve yaratıcılığını tam olarak kullanmaktan alıkoyan, yetenekleri dâhilindeki şeyleri başaramamasına yol açan ve büyük ölçüde bastırılmış tutumlardan oluşan bu olgu Sindrella kompleksidir. Mazlume, Mihriban Hanım’ın evine sığındığında birtakım sorumlulukları da fark etmeden göze alır. Mihriban Hanım görünürde yardım eli uzatmıştır ama esasen Mazlume’yi hizmetçi olarak eve almıştır. Sindrella kompleksinde Dowling bunu şöyle özetler: “Koruma
Edebiyat
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
Mazlume
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2025 22:04
Mazlume,felaketle başlamış,felaket içinde devam etmiş bir hayatın son kalıntısından başka bir şey değildi. Halit Ziya Uşaklıgil’in “çocukluk” veya “emekleme” dönemi eseri diye tanımlanan Sefile tefrika olarak kalan ve kitap şeklinde yayımlanamayacak olan şeklinde tarif edildiğinden ikinci planda kalmıştır. Arzularının peşinde koşarken heba olan kırık hayatları konu alan ilk romanı Sefile döneminde Hizmet gazetesinde yazı dizisi şeklinde yayımlanmıştır.Daha sonra İslami prensiplere aykırı olduğu gerekçesiyle döneminde kitap olarak basılamamıştır. Mazlume adlı genç kızın önce annesiz ardından hamisiz kalmasıyla sokaklara sonra da geneleve düşüşünün trajik öyküsü anlatılmıştır. Hikayesi hüzünlü olsada ben severek okudum.Tavsiyemdir.Keyifli okumalar.
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
Mazlume ..(spoiler içerir.)
Puan vermedi·152 syf.··
2025 8. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 03:49
Halit Ziya'nın ilk romanı özelliği taşıyan Sefile küçük yaşta fuhuşa sürüklenen Mazlume'nin hayatını ele alıyor. Romanda Mazlume'nin yaşadığı psikolojik buhran,ikbal'in ölümü,İhsan'ın duygu durumu derin şekilde gözler önüne seriliyor. Roman küçük yaşta annesini kaybeden Mazlume'nin kimsesiz kalmasıyla başlıyor.Bir süre yanında kaldığı güvendiği kişi de ölünce mazlume biçare sokaklarda yaşamaya başlıyor.Karşısına çıkan Mihriban mazlumeyi bu durumdan kurtaracağını söylüyor ve yanına almayı teklif ediyor fakat bilmiyor ki durum daha kötü olacak .. Mazlume burada kaldığı evde fuhuş denilen girdabın en dehşetli derinliklerine kadar sürükleniyor .. Halit Ziya romanda akıcı bir üslupla kahramanların psikolojik hallerini bir ustalıkla ele almış.. Okurken sıkılmayacak, gün arası okunacak çerez bir roman arıyorsanız okuyabilirsiniz ..
1000Kitap
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 00:00
Halit Ziya'nın gerek konu bakımından olsun gerekse çevirisi çok akıcı ve yalın bir roman. Romanı çok beğendim ama hiç bu zamana kadar bir romandaki ana karakterlere bu romanda olduğu kadar hissettiğim duygu durumum hızla değişmedi. İlk olarak hikayesiyle tanıdığımız Mazlume'nin acı hayatının bir anda iyi niyetli olarak düşündüğümüz Mihriban Hanımın yardım elini uzatmasıyla tamamen tepe taklak olacağını bilmeden hatta o yoksul dilenci halini bile özleyeceğini tahmin etmeden kabul etmesiyle başlıyor kitap. Dediğim gibi karakterleri ilk başta tanıdığımızı zannediyoruz ama yanılıyoruz. Sonrasında Mihriban Hanımın evine gittiklerinde kendisinin bir hizmetçi kız olarak çalışacağını zannederken aslında o kadar da masum olmayan bir evin içinde sözde hizmetçi olarak yaşayacağını fark eder. Mihriban Hanımın kızı olan İkballe ufaktan tanışıp zaman ilerledikçe samimiyetini iletip ve gününün çoğunu onunla evde kitap okurken ya da sohbet ederken geçirir. Ve gerçekle yüzleşeceği zaman gelip çattığında her şeyden habersiz, her zamanki gibi İkbal'in odasında oturuyorlardı. Birden odaya hayatında hiç görmediği bir adam girmiş ve Mazlume ne yapacağını bilemediği için odadan çıkmanın en doğru karar olacağını düşünüp bir şey söylemeden odadan çıkmıştır. Mazlume aslında burada şüphelenmeye başlar çünkü geldiğinden beri hiç bir erkek evlerine girmemiştir. Sabah olduğunda tereddütle İkbal'in yanına gitmeye karar verir ve tam gittiği sırada adamın odadan çıktığını ve İkbal'in de yarı çıplak yatakta uzandığını görür ve her şeyi tamamen değiştiren gerçeği de bu olayın sayesinde İkbal'in ağzından dinler. İkbal ve annesi fuhuşa bulaşmıştır ve bu batağın en derinlerindedirler. Aslında o yardım eli uzatan kadın Mazlume'nin acı haline üzüldüğünden evine almamıştır. Mazlume İkbal'e sinirlenir onlara
1000Kitap
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 21:09
Andromeda, diğer adı ile Sindrella Kompleksi’ni daha önce hiç duymuş muydunuz? Muhtemelen duymuşsunuzdur fakat hiç duymamış olsanız da çoğunuza tanıdık gelebilecek bir kavramdır. Masaldan yola çıkarak Sinderella Sendromu, kadınların yaşadıkları olumsuzluklara rağmen bir gün bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen ve psikolojik bağımlı özellikte olduğunu gösteren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sindirella sendromu kişinin kişisel gelişimini ve yeteneklerini baskılayan bir durumdur. Özellikle orta doğu gibi ataerkil toplumların hakim olduğu ülkelerde kadınların yetiştirilme tarzı sebebiyle kadınlar erkeklere güvenmek zorunda olduğunu zannederek büyümektedir. Kadınların farkında olmadan genelde erkek olan baskın bir figür tarafından korunma ihtiyacını tanımlamaktadır. Bu kavramdan 1981 yılında Amerikalı yazar Colette Dowling tarafından yazılan “Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu” isimli kitapta ilk defa detaylıca bahsedilmiştir. Türk Edebiyatı’nda bu konuda çok sayıda örnek bulunmaktadır. Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan Nemide ve Sefile adlı romanda da bu kompleks ile ilgili unsurlar oldukça fazladır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak etkisinde kaldığımız Andromeda Kompleksi gerçekliğine rağmen “beyaz atlı prense ihtiyacım yok ben dünya ile tek başıma da savaşabilirim” diyebileceğimiz günlerin yakın olması dileği ile… Romanın başlangıcında, Mazlume, Beyazıt Camii’nde barınan bir dilenci kızdır. Ailesini kaybettikten sonra ev sahibesi olan merhametli Rahime Hanım’a sığınan Mazlume, bu ihtiyar kadın da ölünce sokakta kalır. Beyazıt Camii’nde on beş gün geçirmiştir. Bu sırada onu bu vaziyette gören, orta yaşlı bir kadın olan Mihriban Hanım, görünüşte yardım etmek isteğiyle, onu evine götürmek ister ve uzun ısrarlar neticesinde ikna
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 23:52
Halit Ziya Uşaklıgil'in kaleminden çıkan Sefile, genç yaşta ailesini kaybeden Mazlume'nin, acımasız bir dünyada hayata tutunma çabasını anlatıyor. Roman, yoksulluk ve çaresizlik içinde kıvranan bir genç kızın, toplumun dışına itilerek sefalete sürüklenişini ve bu karanlık girdaptan kurtulma mücadelesini gözler önüne seriyor. Mazlume'nin hikayesi, 19. yüzyıl İstanbul'unun arka sokaklarındaki sefaleti, çaresizliği ve umutsuzluğu tüm gerçekliğiyle yansıtıyor. Yazar, karakterin iç dünyasını derinlemesine inceleyerek, onun yaşadığı acıları ve çaresizliği okuyucuya derinden hissettiriyor. "Sefile", sadece bir kadının değil, aynı zamanda o dönemin toplumsal yaralarının da acı bir aynası olarak karşımıza çıkıyor. Halit Ziya Uşaklıgil'in bu kitabını büyük bir hayranlıkla okudum. Mazlume'nin yaşadığı acı dolu olaylar, bir kadın olarak beni derinden etkiledi ve üzdü. Yazarın akıcı ve etkileyici dili, eserin kolayca okunmasını sağlıyor. Eğer bu kitabı henüz okumadıysanız, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2022 64. kitabı
“ Gözlerinde vahşi bir bakış, dudaklarında kanlar vardı. Birdenbire geç kızın vücudu İhsan’ın soğuk cesedi üzerine düştü, son defa olarak ağzından hırıltılarla karışık “ İhsan”kelimesi çıktı, başı İhsan’ın göğsü üzerine düştü. Sefil kız, hayatının son vazifesini yerine getirmişti. ” “ Sefile, Uşaklıgil’in kurmaca eserlerinde her zaman romantizm tercih ettiği realizm düsturuyla yazdığı ilk eseridir. Hatta tefrika tarihi göz önüne alındığında Sergüzeşt’ten daha önce yayımlandığı görülecek ve bu yönüyle Türk edebiyatının ilk realist romanı kabul edilmesi gerektiği anlaşılacaktır.” “ Halit Ziya Uşaklıgil’in 1887’de, henüz yirmili yaşlarında genç bir yazarken kaleme aldığı ilk romanı Sefile, küçük yaşta kimsesiz kalarak dilencilikten fuhuş denilen girdabın en dehşetli derinliklerine kadar sürüklenen Mazlume’nin hikâyesidir. Sefile, Halit Ziya’nın ustalık dönemi eserlerinde kullandığı bazı teknik ve temaların denendiği bir eskiz ve bu noktada farklı okumalara da açık bir ilk romandır.” Henüz bir yaşında babasız kalan ve ardından annesinin vefatı ile yalnız kalan Mazlume ev sahibi Rahime Hanım ile birlikte kalmaya başlar. Ailesinin yokluğunu aratmayan vicdanlı ve bir o kadar merhametli olan Rahime Hanım vefat edince evlatları evi satmak isterler dolayısıyla kızımız Mazlume ortalıkta kalır. Cami avlusunda aç susuz dolaştığı bir gün kendisine uzanan yardım elini kabul eder. Fakat bu yardım hayatının fuhuş bataklığına sürükleneceği bir eldir. Mihriban Hanım’ın kızı İkbal ile yaşadığı eve gelen Mazlume günler geçtikçe olayların farkına varmış hatta İkbal’e aşık olan İhsan için yanıp tutuşmaya bile başlamıştır. Karşımıza çıkan aşk üçgeni kıskançlık, keder ve sefil bir durum oluştururken eserin sonu hakkıyla bitti diyebilirim. Namus kavramını sorgulatan karakterlerin çarpık
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,843 okunma

Yazar Hakkında

Halid Ziya UşaklıgilYazar · 62 kitap
Halid Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünûn ve cumhuriyet dönemi Türk romancı ve yazardır. Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir. İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi. Milli mücadele döneminde genellikle Ahmet Cevdet’in İkdam Gazetesi’ne yazılar gönderdi. Çoğunlukla dil ve edebiyatla ilgili yazılar yazdı. Cumhuriyet döneminde kendisini tamamen edebiyata verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin şekillenmesini uzaktan izledi ve fazla eser vermedi. 1930’larda yazı hayatına büyük bir canlılıkla döndü. Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde yazıları yayımlandı. Özellikle hatıra tarzında yazılarıyla edebiyat dünyasında aktüel bir isim haline geldi. Dil devrimi’ne gönülden inanan yazarın I. Türk Dili Kurultayı’nda (26 Eylül 1932) sunduğu, Türkçenin geçirdiği evreleri ve dil sevgisini sanatkârane bir üslûpla dile getiren bildiri çok ses getirdi.[3] Bazı eserlerini sadeleştirdi ve Latin harfleriyle yeniden yayımladı. 1937’de Tiran elçiliğinde görevli oğlu Halil Vedat’ın 33 yaşında intihar etmesi üzerine büyük bir yasa girdi. Acısını, yazmakla hafifletmeyi seçti. Her türlü tedaviyi reddettiği uzun bir hastalığın ardından 27 Mart 1945’te öldü. Bakırköy mezarlığında oğlu Halil Vedat’ın yanına gömüldü.