Dürdane Hanım

Ahmet Mithat Efendi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Birazcık spoiler verdim idare edin.
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2023 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2023 00:00
Dürdane romanı, kahramanlarının adlarını taşıyan beş bölümden meydana geliyor. Boğaz’da bir yalıda oturan Dürdane Hanım’ın Mergub adlı sevgilisinden gayrimeşru bir çocuğu olacaktır ve bu durumu ailesinden gizlemiştir, bundan dolayı zor durumdadır. Mergub’un evliliğe yanaşmaması üzerine Dürdane’yi intikam almaya ikna eden yalı komşusu Ulviye Hanım, Mergub’u Dürdane’nin yanına getirir, ancak Dürdane intikamını kimsenin düşünemediği bir biçimde alıyor. Her ne kadar romanın ismi Dürdane olsada ana kahramanımız Ulviye'dir. Okuyanları etkileyeceğine inandığım bir kitap diyebilirim. Çünkü tarih var, aşk var, ihanet var, aldatma var ve intikam var. İyi okumalar..
Edebiyat Roman Türk Klasikleri
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 21:29
Ahmet Mithat 'ın kadına verdiği değeri ve yüklediği anlamı kalbimde hissettiren bir kitaptı Dürdane Hanım. Kadının kadının yurdu olabildiğini hatırlatan, haksızlık karşısında boyun eğmeyecek güçte olan , hatta erkeklere taş çıkartan ( okuyanlar anlar ) Ulviye karakteri ile gösteriyor okuyucuya. Ve bir kez daha kendine hayran bakıyor.. Bir insanı yücelten de kendidir, alçaltan da.. Dürdane Hanım ile de buna şahit oluyoruz ne yazık ki. Kalbinden öteye bakamayan, saf sevgisi ile tüm uyarılara rağmen yokuşa sürüklenen Dürdane, Ulviye'nin omuzuna dokunan eli ile uyanış yaşıyor bir nebze.. Ne kadar kuvvetli olur acaba ! Ders niteliğinde bir kitap olduğunu düşünüyorum ve tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 2. kitabı
Öncelikle söylemeliyim ki kitabı önyargıyla okumaya başlamıştım ve kitabı bitirdiğimde iyi ki okudum dedim çünkü çok akıcı ve gizemli ,duygu odaklı duygu odaklı derken bir çok duyguyu okura hissettiriyor az daha unutuyordum eğer bir aşk acınız varsa okumayın derim çünkü iki kişi arasındaki kalpten sevgiyi aşkı anlatıyor herkesin bu kitabı okumaya yüreği kaldırmaz onun dışında güzel bir kitap ben beğendim...
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
Kurgusunun beni ziyadesiyle heyecanlandırdığı Ahmet Mithat Efendi ile tanıştığım kitap... İçinde geçen aşk hikayelerinin yanında Ulviye Hanım'ın giriştiği aksiyonlar okuyucunun heyecanını besliyor. Bir çırpıda okunup bitebilecek özellikte. Okurken insan hikayenin içinde buluveriyor kendini. Zihnini dinlendirmek isteyenlere tavsiye edilir.
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
Aşk, sevilmemeye de aşık olmaktır
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Yazarımızın okuduğum ilk kitabıydı. Bir kaç gün önce bitirdim anca düşüncelerimi yazma fırsatı bulabildim. Genel olarak çok severek okuduğum kısacık bir romandı aslında. Bir oturuşta okucağınız merak unsuru fazla olan ilgi çekici bir konusu vardı. Yazarın iki kitabı daha elimde mevcut eminim ki onlar da bu kitap kadar tesirli olacaktır. Mizah unsurları çerçevesinde dönemin yaşantısını bizlere anlatıyor. Bugün duyduğumuzda yargıladığımız çoğu şeyin aslında ta o dönemlerde de var olduğunu bizlere gösteriyor. Yazarımız toplumsal olayların dışında aşkın da hem en güzel hem de en kötü yanlarını bizlere anlatmakta. Aslında aşkın ne kadar kutsal bir mertebe olduğunu, karakterlerimizin bir kişiden ziyade aşka duydukları o derin sevdayı görüyoruz kitapta. Aşk, aşığın bizi sevmemesine rağmen ona kızmayıp ona ve onu sevdiği şeylere delicesine bağlanmaktı. İşte asıl mesaj buydu. Aşkı aşk yapan yazarımıza çok teşekkür ediyorum. Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum :) Dürdane HanımDürdane Hanım
Alıntı
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2024 27. kitabı
Dürdane, Mergup Bey, Ulviye Hanım, Ulviye'nin annesi bazı karakterlerdir. Mısır’dan gelen 29 yaşındaki Ulviye Hanım, yaşlı annesi, hizmetçileri ve uşaklarıyla İstanbul’daki konağında yaşıyordur. Konağın bir tarafı deniz, diğer üç tarafı bahçe. Konağın bahçe komşusu ise Dürdane’dir. İki konak arasında bir tanıdık yoktur. Meraklı ve maceracı olan Ulviye Hanım, Dürdane’nin hayatını merak eder ve onun gizli bir şeyler yaptığını düşünür. Normalde kimsenin haberi olmadan kendisine Acem Ali Bey diyen Ulviye Hanım, tanınmamak için erkek kılığına girerek gece yarısı Dürdane’nin bahçesine girer. Bahçedeki ağır merdiveni kaldırıp Dürdane’nin odasının penceresine dayar. Burada Mergup Bey’i görür. Kitabı okumak geçmişe bir yolculuk gibi. Kitap içerik olarak güzel. İyi ki okumuşum.
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
​"İntikam Hiç Bu Kadar Zekice Olmamıştı!"
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 10:12
Bugün size, Ahmet Mithat Efendi’nin kaleminden dökülen, okurken hem şaşırdığım hem de "Helal olsun!" dediğim bir başyapıttan bahsetmek istiyorum: Dürdane Hanım.. ​Çoğu Tanzimat romanında kadınlar ya kurban olur ya da sessizce acı çeker. Ama Dürdane Hanım öyle mi? Asla! ​Neden okumalısınız? Merkezinde bir "çapkınlık ve aldatma" hikayesi gibi başlasa da, aslında muazzam bir stratejik zeka ve kadın onuru mücadelesi izliyoruz. Mergub Bey’in hilelerine karşı Dürdane Hanım’ın kurduğu o muazzam oyun, bugünün polisiye romanlarına taş çıkarır cinsten! ​ Kitaptan altını çizdiğim o meşhur ders: "Hile ile kurulan binaların temeli çürüktür. Bir gün gelir, o hilekârın kendi başına yıkılır." ​Ahmet Mithat Efendi, o meşhur "Hace-i Evvel" (İlk Öğretmen) üslubuyla bize şunu fısıldıyor: Hakikat güneş gibidir, eninde sonunda bir çatlaktan sızar ve karanlığı boğar.. ​Eğer klasik edebiyatın ağır tozunu değil, entrika dolu, akıcı ve güçlü bir karakter hikayesi arıyorsanız; Dürdane Hanım’la mutlaka tanışmalısınız. Mergub Bey’in kendi kazdığı kuyuya düşüşünü izlemek paha biçilemez..
Edebiyat & Roman
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
Ahmet Mithat- Dürdane Hanım
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2018 47. kitabı
Dürdane Hanım'ın Türk klasikleri arasında benim için yeri bambaşkadır çünkü bu kitap sayesinde Ahmet Mithat Efendi ile tanıştım. Ahmet Mithat Efendi bana göre Türk edebiyatının en önemli kilometre taşlarından biri. Edebiyatımıza kazandırdığı telgraf üslubu kimileri tarafından yetersiz veya hatalı olarak görülse de benim için hiç de öyle değil. Aksine bu cesur hamlesiyle öyküleri içinde bir yazar olarak varlığını hissettirmesi hayranlık uyandırıcı. Öykünün en heyecanlı yerinde haylaz bir edayla araya girip kendi fikirlerini belirtmesi, iplerin tamamıyla onun elinde olmasına rağmen müdahale edemiyormuş gibi dışarıdan eğlenceli yorumlar yapması beni bir okur olarak çok iyi hissettiriyor. Sanki alttan alta 'yalnız değilsin, ben de seninle okuyorum kitabı' mesajı veriyor. Asla sıkıcı olmayan, sürükleyici uzun öykülerin sahibi bu Üstad bilgi vermeyi de ihmal etmiyor. Anlayacağınız dopdolu bir eser çıkıyor ortaya. Bu kitaba dair hiçbir açıklama yapmasam da okunmaya fazlasıyla değer olduğunu bilin. Bu güzel esere bir şans verin!
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
8/10
·144 syf.··
2019 22. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2019 20:51
"Dürdane Hanım" içerisinde birden çok aşk hikayesinin bulunduğu bir roman. Anlatılan hikayede esas konuyu, Dürdane Hanım ve Mergub Bey'in yaşadığı "yasak aşk" oluşturuyor. Beş bölüm olarak anlatılan hikayenin ilk bölümünde, Galata ve Beyoğlu meyhanelerinin, sarhoşlarının, yankesicilerinin geniş bir tasviriyle başlayan olaylar, son bölümde, bazı aşıkların evlendirilerek ödüllendirilmesi, bazılarının ise öldürülerek cezalandırılması ile son buluyor. Eserin yazıldığı tarih göz önünde bulundurulduğunda (1882); Dürdane Hanım ve Mergub Bey arasında yaşanan yasak aşkın, gayrimeşru çocuk olan Ataullah'ın sahiplenilmesinin, telekulak Ulviye Hanım'ın telefon kullanmasının, Cemal Ağa üzerinden cinsel istismarın anlatılmasının dikkat çekici konular olduğunu düşünüyorum. Ahmet Mithat'ın her sayfada merak uyandıran ve sürükleyici bir anlatım şekli var. İyi okumalar...
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 01:46
Türk edebiyatı eserleri beni her daim hikaye akışı ve sonlarıyla etkilemiştir. Dürdane Hanım, bence aşk-yardımlaşma-intikam üçgeninde dönen bir hikaye. Olay örgüsü birbirine çok güzel bağlanmış ve okudukça hikayeyi çözmek bence hikayenin en zevkli kısmıydı. Dürdane'nin aşkı kimilerine çok çılgınca kimilerine çok tutkulu gelebilir ama bence herkesin -en azından çoğumuzun- sonuyla alakalı ortak tek görüşü; hayatta kalabilecek çok büyük bir sebebi varken bir hiç uğruna yitip gittiğidir. Yine şartlar o döneme göre değerlendirildiğinde çaresizlik bir nebze de olsa anlaşılabilir düzeyde. Ulviye Hanım'ın hikaye merakı ve bu merakla gelen dahil olduğu romanın en önemli karakteri haline gelmesini okumak da ayrıca zevkliydi. Mergub'un sonu tamamen kendi yaşattıklarını yaşamasıyken Ulviye Hanım ve Sohbet Bey'in kavuşmasına da ayrıca sevindim. Dili oldukça akıcı ve bir solukta okunabilecek, kıymetli bir eser.
1000Kitap
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,885 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.