Dürdane Hanım

Ahmet Mithat Efendi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

İçimde bir devrim yaratan bir kitap
10/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
Bu kitabı 17 yaşımda okumuştum. Hayatımın dönüm noktası olan bir yılda böyle bir kitabı okumak benim için büyük bir lütuf oldu. Yaşadığım kültürde kadınlar hep fiziksel olarak zayıf ve korunmaya muhtaç gösterildi. Bir sorun olduğu zaman önce erkekler olaya el atardı, biz kadın cinsi bir köşede uslu uslu durur, işlerin yoluna girmesini beklerdik. Evet, hayat kadınlar için beklemek ile geçti diyebilirim: evlenme çağı için bekledi, çocuk doğurmak için bekledi, çocuk büyütmek için bekledi... Ancak bu kitapta hayatımda ilk defa yanlış giden bir işi düzeltmek için kollarını sıvıyan bir kadın okudum. Ulviye Hanım o dönemde dul bir kadın olmasına rağmen kendini evin içine hapsetmeyip gündemi ve gelişen teknolojiyi yakından takip eden aydın bir kadındır. Komşusunun başı belaya girince ona yardım etmek için kılık değiştirip maceranın içine atılır. Hem fiziksel olarak kuvvetli hem de zihinsel olarak güçlü. Hikayede, kadın kahraman bir edilgen olmaktan çıkıp etken haline geliyor. Erkek karakterleri gölgesinde bırakan, yiğitlik kavramını korkusuzca kuşanan dönemin aykırı karakteri Ulviye Hanım, benim hayatıma giren bir umut ışığı oldu. Sonra onun gibi her anlamda savaşçı olan bir sürü karakter tanıdım ama maalesef hep başka ülkelerin edebiyatında. Belki de Türk edebiyatı ile ilgili fazla bilgim olmayışındandır ama içinde yaşadığımız kültür doğrultusunda benim kafamdaki kahraman karakterine uyan bir kitap çıktığını pek sanmıyorum. Genellikle Türk kültüründeki güçlü kadın tanımı duygusal olarak savaşçı birisi anlamında oluyor. Fiziksel olarak savaşın içine giren çok az sayıda karakter var (Halide Edip Adıvar'ın bazı kitapları gibi). Hep bir aşk ilişkisi ya da annelik ilişkisi içinde kadının portresi çiziliyor. Kadının savaşı sadece psikolojik savaştan ibaretmiş gibi, domestik bir
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 20052,886 okunma
10/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2024 07:52
Osmanlı'nın son döneminde yaşamış olan Ahmet Mithat Efendi, dilde sadeleşme eğilimine , toplumun ahlaki değerlerinin korunmasına ve özellikle toplumsal yapının en önemli parçası olan kadınların eğitimli, kitap okuyabilen karakterler olmasını istiyor. Yazar, "Dürdane Hanım" romanında yakındığı konularla beraber çözüm arayışında olduğunu çok açık bir şekilde ifade ediyor aslında. Olay örgüsünde, kafası dağılan bazı okuyuculara önceki sayfaları hatırlatır nitelikte açıklamalarıyla da dikkat çekiyor. Kitabın bazı sayfalarında , kulağa küpe niyetiyle takılabilecek, öğüt verici cümlelerle karşılaşıyor insan. Bu da okuyucuyu kitaba bağlayan bir menzil sanki. Aslen Mısırlı olan Ulviye Hanım, aşırı meraklı ve yürek yemiş bir tiptir. Yan komşusu Dürdane Hanım'ın gizli kaçamaklarla bir araya geldiği Mergub Bey'le yaşadığı aşkı izler. Dinleme cihazı yerleştirdiği komşusunun evine, daha bir fincan kahve icmeye bile gitmemiştir. Saf ve temiz duygularla Megub'a kocaman bir aşk besleyen Dürdane Hanım'ın uğradığı haksızlığa tahammül edemeyeceğini anlayan Ulviye Hanım, artık bir fincan kahve içmeye karar vermiş, kapısını çalmıştır Dürdane Hanım'ın. İhanete uğrayan Dürdane Hanım'a duyduklarını ve gördüklerini bir bir anlatır.Hatta Megrup Bey'den öç alma teklifini bile sunar Dürdane Hanım'a. ( Bir an, kaldı mı böyle yürekli kadınlar diye geçirdim içimden...) İhanetin acısını kendi yüreğinde hisseden Ulviye Hanım'ın bir şey yapmasına gerek kalmadan, adına ilâhî adalet dediğimiz meseleyle Mergub kendi sonunu getirmiş oluyor... Siz kitap arkadaşlarımın da ,macera dolu bu romanı bir çırpıda okuyabileceginize inanıyorum. Az kalsın unutuyordum, temiz yürekle bir erkeğe körü körüne bağlanan kızlarımıza özellikle tavsiye olunur...
1000Kitap
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 20052,886 okunma
10/10
·142 syf.··
2010 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2010 20:10
Ahmet Mithat Efendi bu eserinde ; erkek kılığına girmiş bir kadın karakterini İstanbul'da erkeklerin bile korkarak girdikleri semtlerde dolaştırarak , o dönemin kadınını , haksızlıklara meydan okuyan bir kahraman olarak var etmiştir . Kadın dayanışmasını mükemmel bir şekilde işleyen yazar , hem cinslerinin birbirini koruma iç güdüsüne de değinerek romana duygusallıkta katmıştır .
1000Kitap Gerçek Okurlar
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 20052,886 okunma
10/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2021 09:41
Çok çılgınca bir klasik okudum diyebilirim diğer klasiklerle kıyasladığımda. Klasik olarak genelde imkansız aşkı veya o döneme ait bir sorunu okuruz lakin bu kitap onlardan biri değildi sanki. Konu bakımından oldukça özgün, okurken yazarımızın hayal gücüne hayran kalmamak elde değil. Ayrıca dönemin özelliklerinden biri sayılan yazarın roman akışına karışması benim hiç dikkatimi dağıtmadı ve rahatsız olmadım. Yazar yer yer hatırlatmalar yapıyor ve olaylara karşı yorumunu belirtiyordu ki çok sevdim bu detayları. Her şey yerli yerindeydi bana göre. Bir de bu kitap telefon konusunun geçtiği ilk kitabımız olarak da anılıyor. Benim favori klasiklerimden biri oldu kesinlikle, sizlere de tavsiye ediyorum. Okuyun, okutun.
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 20052,886 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2022 15. kitabı
·
145 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2022 20:05
Çok beğendiğim, Ahmet Mithat Efendi'nin öngörüsüne, kadınlara bakış açısına, namus kavramına, toplumdaki kadın-erkek dengesine bakışına hayran kaldığım bir roman oldu. Okurken beni heyecanlandıran sayfaları hemen çevirdiğim bir kitap oldu. Kesinlikle aşk romanı olmanın ötesinde sosyolojik tarafları olan bir macera kitabı. Kitapta aşkı, intikamı, adaleti farklı boyutları ile ele alıp bizi düşündürmeyi başarıyor. Sonundaki büyük trajedi için bile bir solukta okunabilecek ama kolay kolay da zihnimizden atamayacağımız bir eser.
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 20052,886 okunma
Özet
Puan vermedi·142 syf.··
2025 31. kitabı
Ahmet Mithat Efendi'nin romancılığını çok öznel bir noktadan seviyorum; normalde romancılık açısından durup okuyucu ile yazarın temasa geçmesi çok kabul edilebilir bir yöntem olmasa da Ahmet Mithat Efendi çokça yapar ve ben oradaki sohbetlerimizden ciddi keyif alıyorum. Ahmet Mithat Efendi sahne olarak İstanbul'u çok mahir kullanmıştır bu eserinde de. Eserinden İstanbul'u 1900 yıllarında sosyolojik hali ile çok iyi tespit edebiliyoruz. Galatası, Beyoğlusu, Bağlarbaşı ve yalıları birer mekan olarak geçiyorlar belki; ama her birinin etrafında Çerkezlerin, Rumların, Arapların, Mısırlıların, zenginlerin, külhanbeylerinin, ,işçilerin oluşturduğu toplumsal yapıları ve arada sırada birbirleriyle girdikleri etkileşimler vasıtasıyla etnik grupların farklılıklarına da şahit oluyoruz. Ahmet Mithat Efendi bu romanında biraz zorlayıcı unsurlara da kitabında yer vermiştir. Maalesef şunu düşünmeden edemedik ki; şimdi yazsa acaba sınırları biraz daha zorlayarak modern dijital platformlardan birine mi satmaya çalışırdı bu eseri! Geçişlerin hızlı ve çokça olduğu bu kitapta kendi kronolojimizde kısa bir özet yapalım. Mısırlı Ulviye hanım İstanbul yalılarından birinde annesi ve hizmetçisi ile yaşayan zengin dul bir kadındır. Hayatı kendine eğlenceli kılmak için komşu yalıdaki genç kız Dürdane'yi takip etmeye ve onu dinlemeye karar verir. Bunun neticesinde Dürdane Hanım'ın aşığı tarafından hamile bırakıldığını ve Dürdane'nin bundan utanç duyarak bir çözüm aradığını fark eder. Aşığı Mergub evliliğe yanaşmaz. Bunu neticesinde Ulviye o kadar hemhal olur ki meseleye artık Dürdane için intikam almak istemektedir. Ulviye Hanım bu planını gerçekleştirmeden biraz öncesinde bir erkekten çok daha güçlü olduğunu ufak denemeler sonrasında tespit eder ve ancak romanlarda olabilecek şekilde
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 20052,886 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
Tanzimat Dönemi'nin önde gelen yazarlarından biri olan Ahmet Mithat Efendi, "Dürdane Hanım" adlı romanıyla kurgu ve içerik anlamında dönemin çok daha ilerisine layık bir eser sunuyor. Bunu söylememdeki sebep evlilik dışı ilişki, macera arayan ve ajanlıkta her yolu deneyen bir kadın, adalet anlayışı, evlilik kurumu gibi dönemin çok ilerisinde görünen konuları kurgusunda bir oya gibi işleyebilmiş olması... Yazarımızın 1882 yılında basılan bu romanı, sosyolojik özellikler de taşımakta. Ahmet Mithat Efendi erkeklerin güvenilmezliği, kadınların eğitimi, evlilik durumları, cinsellik, tutku ve haz kavramı, kadının cinsiyet olarak aşağı görülmesi, bir kadının rahat edemeyeceği ortamlarda erkek kılığıyla nasıl mutlu olunabildiği, adil davranmanın gerekliliği, intikam kavramı hakkında pek çok görüşüyle okuru aydınlatmayı amaçlıyor. Galata özelinde İstanbul'un gece yaşantısından izler sunuyor. Saha yoğun ve ağır bir üslup tercih ediyor, buna rağmen roman oldukça sürükleyici bir şekilde ilerliyor. Yozlaşmaya başlayan dönem ve İstanbul insanları hakkında keskin yargılara sahip yazar, bu gözlemlerini okura belirtirken süsten ve gereksiz betimlemelerden kaçınıyor. Direkt kurguyu, heyecanı ve merakı ön plana itiyor kalemiyle... Dönemin çokça ilerisinde bulduğum ve beğendiğim bir okuma oldu. Boğaziçi'nde kendisine kalan bir yalıda, yaşlı annesiyle orta halli bir yaşam süren Ulviye Hanım ana kahramanımız... Edebiyata çok düşkündür, roman başta olmak üzere tiyatro, şiir ve düzyazı okumayı çok sever. Okuduklarından büyük heyecan duyar, bu heyecanı gerçek hayata aktarmak ister. Gerçek bir olayın nasıl yaşanabileceği hakkında bir muhakeme yapar. Bu minvalde, yörüngesine komşu yalının kızı Dürdane Hanım'ı alır. Komşu yalıyı takip ederek, erkek kılığına bürünerek, bazen de ajan gibi iz
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,886 okunma
Bayıldımm!
10/10
·149 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 13:44
Ahmet Mithat Efendi’nin kalemini çok severim. Felatun Bey ile Rakım Efendi, Çingene, Şeytankaya Tılsımı, Dolaptan Temaşa, Henüz 17 Yaşında, Esrar-ı Cinayat daha önceden okuduğum kitaplarıydı ve hepsini de çok sevmiştim fakat aralarında Henüz 17 Yaşında favorimdi. Şimdi Dürdane Hanım’ı da favorilerim arasına ekliyorum. Gerçekten çok ama çok beğendiğimi söyleyerek yorumuma başlayayım. Telefonun yeni yeni kullanılmaya başlandığı bir zamanda geçiyor kitabımız. Dürdane Hanım, duygularına yenik düşerek bir erkekle ilişki yaşamaya başlıyor ve hamile kalıyor. Fakat âşık olduğu adam düşündüğü gibi onu sahiplenmiyor ve tüm bu yaşadıklarına tanık olan komşusu Ulviye Hanım’la yaşananlar anlatılıyor kitapta. Ahmet Mithat’ın kalemi bu kitapta da yine çok güzeldi, çok akıcıydı. Türk Edebiyatı Klasikleri’ne başlamaya korkanlar sakın korkmasın. Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Mithat Efendi üslupları o kadar sade ve eğlenceli ki size Türk Edebiyatı Klasikleri’ni sevdirir. Başlangıç olarak da bu kitapla başlayabilirsiniz, gerçekten çok eğlendim okurken ama bir yandan da hüzünlendim. Ulviye Hanım’ı çok sevdim, erkek kılığına girip de erkeklerin bile yapmaya cesaret edemeyeceği şeyleri yapmasını çok takdir ettim. Çoğu Türk klasiğinde olduğu gibi bu kitapta da yine kadının toplumdaki yeri çok güzel işlenmişti. Namus ve ahlak anlayışından tutun, erkeklerin sorumsuzluğuna kadar birçok konuya değinilmiş. Ben Ulviye Hanım’ı çok sevdim, kitapta daha çok ön planda olmasına rağmen kitaba Dürdane Hanım’ın adını veren Ahmet Mithat’a kızmadım değil. Bence Ulviye Hanım olmalıydı kitabın adı… Neyse… çok güzeldi dediğim gibi, mutlaka okuyun.
Edebiyat & Roman
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,886 okunma
Insan verdiği sözünün eri olmalıdır..!
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 17:01
Okuduğum "roman" türündeki kitaplara inceleme yazmıyorum. Bazı kitaplar tabii istisna. Bu kitap da onlardan biri. Türk edebiyatı denince zengin bir edebiyat geliyor benim aklıma. Neden bu kadar çok Türk yazarların kitaplarını okuduğumu soranlara bu cevabı veriyorum. Gerçekten çok şanslıyız. Kalemi çok güçlü yazarlarımız var. Sadece eski yazarlar da değil yeniler de çok başarılı. Kitabın konusunu tabii anlatmayacağım. Her zaman dediğim gibi :) okuyun kendiniz görün:) Etkileyici güzel bir konusu var ve sadece "bizden". Işte bu" bizden" olması bile bu kitabı anlatmaya kâfi :) Kitapta bir alıntı vardı ibretlik! Özellikle hemcinslerim okusun:) Bence tespit müthiş:) "Bir adamın halini anlamak için onun cep harçlığına dikkat etmek her zaman kifayet eder. Zira cep harçlığınca müsrif olan adam kötü bir ahlaka sahip olmasa bile iyi bir adam sayılamaz.." Ayrıca yazar kendisi de bir erkek olduğu halde erkeklerin ne kadar güvenilmez olduğuna dair müthiş tespitleri vardı:) Tabii genelleme yapmamalı ama tespitler müthişti!! Son olarak çok severek, keyifle okudum. Türk edebiyatına gönül verenlere gönülden tavsiye ediyorum öyleyse:) Yazara Ahmet Mithat EfendiAhmet Mithat Efendi selam olsun. Belki ruhu hisseder kim bilir :) Keyifli okumalarınız olsun...
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,886 okunma
Hesabı mahşere kalanlar!
Puan vermedi·219 syf.··
Beğendi
·
2022 121. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2022 18:30
Acem Ali Bey namı diğer Ulviye Hanım ;Dürdane Hanım 'ın öcünü, onu aldatan çapkın Mergup Bey' den nasıl alacak? Bu temel düşünce eksenine oturtulan olayların meraklandırıcı ve heyecanlandırıcı bir anlatım ile biz okurlara sunulduğu muhteşem bir Türk Klasiği.. Romanın olay örgüsü Dürdane Hanım üzerine kurgulanmıştır. Lakin romanda ki baş karakter Ulviye Hanım namı diğer Acem Ali Beydir. Zengin ve maceracı bir dul olan Ulviye Hanım, yalı komşusu Dürdane Hanım 'ın hayatını gözlemler. Dürdane Hanım' ın yaşadığı aşk macerasını ve uğradığı ihaneti, onu bu duruma düşüren Mergup Beyden intikamını nasıl alacağının ele alındığı okurken merak ve heyecanınızın hiç eksilmeyeceği eşsiz bir eser.. Aşk, ceza, intikam, adalet temaslarının ilişkiler yumağında ilgi çekici ve yer yer abartılı bir biçimde sunulması Ahmet Mithat Efendi ye özgü bir özellik olsa gerek... Genç kızlarımızın eğitimi, evlilik kurumu gibi sorunların ön plana çıkarılması romana sosyal bir nitelik kazandırmış ve romanı dikkat çekici bir hale getirmiştir.. Halkı aydınlatmayı ve halkı bilgilendirmeyi ilke edinen Ahmet Mithat Efendi nin Dürdane Hanım romanı sıcak yaz günlerinde içinizi serinletecek bir kitap.. Ben okurken çok keyif aldım.. Sizlerinde keyif alacağını düşünüyorum.. Kitapla kalın...
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kurgan Edebiyat · 20132,886 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.