Türk Edebiyatı Klasikleri - 77

Dürdane Hanım

Ahmet Mithat Efendi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
Tanzimat Dönemi'nin önde gelen yazarlarından biri olan Ahmet Mithat Efendi, "Dürdane Hanım" adlı romanıyla kurgu ve içerik anlamında dönemin çok daha ilerisine layık bir eser sunuyor. Bunu söylememdeki sebep evlilik dışı ilişki, macera arayan ve ajanlıkta her yolu deneyen bir kadın, adalet anlayışı, evlilik kurumu gibi dönemin çok ilerisinde görünen konuları kurgusunda bir oya gibi işleyebilmiş olması... Yazarımızın 1882 yılında basılan bu romanı, sosyolojik özellikler de taşımakta. Ahmet Mithat Efendi erkeklerin güvenilmezliği, kadınların eğitimi, evlilik durumları, cinsellik, tutku ve haz kavramı, kadının cinsiyet olarak aşağı görülmesi, bir kadının rahat edemeyeceği ortamlarda erkek kılığıyla nasıl mutlu olunabildiği, adil davranmanın gerekliliği, intikam kavramı hakkında pek çok görüşüyle okuru aydınlatmayı amaçlıyor. Galata özelinde İstanbul'un gece yaşantısından izler sunuyor. Saha yoğun ve ağır bir üslup tercih ediyor, buna rağmen roman oldukça sürükleyici bir şekilde ilerliyor. Yozlaşmaya başlayan dönem ve İstanbul insanları hakkında keskin yargılara sahip yazar, bu gözlemlerini okura belirtirken süsten ve gereksiz betimlemelerden kaçınıyor. Direkt kurguyu, heyecanı ve merakı ön plana itiyor kalemiyle... Dönemin çokça ilerisinde bulduğum ve beğendiğim bir okuma oldu. Boğaziçi'nde kendisine kalan bir yalıda, yaşlı annesiyle orta halli bir yaşam süren Ulviye Hanım ana kahramanımız... Edebiyata çok düşkündür, roman başta olmak üzere tiyatro, şiir ve düzyazı okumayı çok sever. Okuduklarından büyük heyecan duyar, bu heyecanı gerçek hayata aktarmak ister. Gerçek bir olayın nasıl yaşanabileceği hakkında bir muhakeme yapar. Bu minvalde, yörüngesine komşu yalının kızı Dürdane Hanım'ı alır. Komşu yalıyı takip ederek, erkek kılığına bürünerek, bazen de ajan gibi iz
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
Insan verdiği sözünün eri olmalıdır..!
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 17:01
Okuduğum "roman" türündeki kitaplara inceleme yazmıyorum. Bazı kitaplar tabii istisna. Bu kitap da onlardan biri. Türk edebiyatı denince zengin bir edebiyat geliyor benim aklıma. Neden bu kadar çok Türk yazarların kitaplarını okuduğumu soranlara bu cevabı veriyorum. Gerçekten çok şanslıyız. Kalemi çok güçlü yazarlarımız var. Sadece eski yazarlar da değil yeniler de çok başarılı. Kitabın konusunu tabii anlatmayacağım. Her zaman dediğim gibi :) okuyun kendiniz görün:) Etkileyici güzel bir konusu var ve sadece "bizden". Işte bu" bizden" olması bile bu kitabı anlatmaya kâfi :) Kitapta bir alıntı vardı ibretlik! Özellikle hemcinslerim okusun:) Bence tespit müthiş:) "Bir adamın halini anlamak için onun cep harçlığına dikkat etmek her zaman kifayet eder. Zira cep harçlığınca müsrif olan adam kötü bir ahlaka sahip olmasa bile iyi bir adam sayılamaz.." Ayrıca yazar kendisi de bir erkek olduğu halde erkeklerin ne kadar güvenilmez olduğuna dair müthiş tespitleri vardı:) Tabii genelleme yapmamalı ama tespitler müthişti!! Son olarak çok severek, keyifle okudum. Türk edebiyatına gönül verenlere gönülden tavsiye ediyorum öyleyse:) Yazara Ahmet Mithat Efendi selam olsun. Belki ruhu hisseder kim bilir :) Keyifli okumalarınız olsun...
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
8/10
·160 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 21:43
Ahmet Mithat Efendi’nin Dürdane Hanım romanı, konusu itibarıyla farklı ve sürükleyici bir hikâye. Özellikle Ulviye Hanım’ın merakıyla başlayan ve uzun soluklu bir maceraya dönüşen olay örgüsü, okuyucuyu da içine çekiyor. Onun gözünden hikâyeyi takip etmek, Dürdane Hanım’ın köşkündeki olayları keşfetmek oldukça heyecan vericiydi. Ancak kitabın sonunun daha farklı olmasını bekliyordum. Ahmet Mithat Efendi, pek çok olayın üzerine titizlikle eğilirken, son bölümlerde bazı karakterlerin akıbetini fazla detaylandırmadan bitiriyor. Özellikle Memduh Bey’e ne olduğunu merak ettim. Dürdane Hanım sonrası onun hikâyesinin nasıl şekillendiğini görmek, benim açımdan daha doyurucu olabilirdi. Yine de Dürdane Hanım, Ahmet Mithat Efendi’nin akıcı anlatımı ve merak uyandıran kurgusuyla okunmaya değer bir eser. Dönemin toplumsal yapısını ve kadın karakterlerin iç dünyasını başarılı bir şekilde yansıtması da romanı özel kılan unsurlar arasında. Özellikle macera ve gizem dolu klasik eserlerden hoşlanan okuyucular için güzel bir seçenek.
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 00:49
Dürdane Hanım, beş kısımdan oluşuyor ve romandaki bölümlere alt başlık olarak romanda geçen kahramanlarının ismi verilmiş. Dul bir kadın olan Ulviye Hanım, Mısır'dan İstanbul'a gelmiş, yalısında yaşamını sürdürmektedir. Bahçe komşusu olan Dürdâne Hanım'ın hayatını oldukça merak eder ve çeşitli planlar yaparak, oyunlar oynar, Dürdane Hanım'ın hayatına dahil olur. ~Kendi Yorumum: (Spoiler içerebilir.) Dürdane resmen beni deli etti. Ya seni seven bir adam var, sürekli hediye, mektup gönderiyor. Tutturdu Mergup da Mergup. Mergup da hem kızı sen hamile bırak hem de eğleniriz diye kandır oyala dur. Hıyar herif. Hem ayranın dökülmesin hem yoğurdum ekşimesin hesabı bir de Ulviye'ye yürümüyor mu? İyice bir delirtti. Bu hikayede yanan bizim saf aşık Meftun'a oldu. Utanmasa Dürdane mutlu olsun diye Mergup ile evlendirecek. Ayyy bu arada o Ulviye'nin hâli neydiii? Acem Ali olup da ebeyi kendine aşık etmesi...:) Şaka gibiydi. Yer yer güldüğüm ama Dürdane'ye de sövmek istedigim bir kitaptı. Sonunu sevmedim, çocuğun var be kadın çocuğunu düşünsene. Ama neredeee. Kısacası ne kadar laf etsem de sevdim. Akıcıydı da. Sizlere de tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar. :)
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
Puan vermedi
Türk klasikleri okurken çoğu zaman ağır gittiği halde bazı yazarlar ve kitaplar var ki devamı olsa sıkılmadan okutur. Bu kitapta onlardan biriydi. En başında ne anlatıyor bu kitap diye diye ilk bölümü bitirdim ancak sonrasında polisiye bir roman okur gibi merakla devam ettim. Sonuna geldiğimde keşke daha uzun olsaydı dedim. Konusuna gelince;dul, okumaya ve maceraya meraklı Ulviye hanım , gerçek hayatta da macera peşinde koşup komşusunun yalısını dinler ve yalıda olan biteni öğrendikten sonra kendini olaylara dahil eder. Okuyucu da merakla son sayfaya kadar gider böylelikle. Detay vermedim çünkü incecik bir kitap ve kesinlikle okunmaya değer buluyorum. Okuyan kadinlar kulubu
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
8/10
·160 syf.··
2026 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Ahmet Mithat Efendi'nin yazdığı Dürdane Hanım, beni etkileyen kitaplardan biri oldu. İlk yayımlanışı 1882 yılına uzanan eser, dönemine göre oldukça farklı ve hareketli bir kurguya sahip. Kitabın merkezinde Dürdane Hanım ve ona büyük bir merak duyan komşusu Ulviye Hanım var. Ulviye Hanım, henüz yeni yeni kullanılmaya başlanan telefon sayesinde komşusu Dürdane Hanım'ın konuşmalarını gizlice dinlemeye başlıyor ve böylece kendini beklenmedik olayların içinde buluyor. Dürdane Hanım ise sevdiği adam tarafından yüzüstü bırakılmış ve zor bir durumun içinde kalmış genç bir kadın. Ulviye Hanım da onun hikâyesine dahil olup olayları çözmeye çalışıyor. Hatta zaman zaman erkek kılığına girip araştırmalar yapması, o dönemi düşününce beni çok şaşırtan ve çok etkileyen detaylardan biri oldu. Ulviye Hanım karakterini çok sevdim. Meraklı, cesur ve kendi kararlarını verebilen bir kadın olarak o dönemin kadın karakterlerinden ayrılıyor. Özellikle telefondan gizlice dinleme gibi bugün bile ilginç gelen bir fikrin 1800'lü yıllarda bir romanda karşımıza çıkması beni oldukça etkiledi. Kitabı okurken çok keyif aldım. Bir yandan da dönemin İstanbul'unu görmek hoşuma gitti.  Ahmet Mithat Efendi'nin dili oldukça akıcıydı. Sayfalar hızlı ilerledi ve olaylar merak duygumu canlı tuttu. Hem güçlü kadın karakterler görmek hem de Türk edebiyatının erken dönem romanlarından birini okurken keyif almak isteyen herkese Dürdane Hanım'ı tavsiye ederim.
Alıntı
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
Maceraseverlerin bayılacağı o kitap!
9/10
·149 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 03:01
Kitap meraklı ve sıkı bir okur olan Ulviye Hanım’ın romanlarda geçen olayların gerçekte nasıl yaşanılabileceğini merak etmesiyle başlar. Henüz genç yaşlarda olan karşı komşusu Dürdane’nin hayatının bu denli masum olmadığını iddia eden Ulviye, henüz yeni icad olunmuş olan telefonla Dürdane’nin tüm sırlarına vakıf olur ve iddialarında haklı çıkar. Dürdane evli olmadığı sevgilisinden bebek beklemektedir. Sevgilisi Mergup Bey onu kullanmıştır. Dürdane Hanım çok çaresizdir ve sessiz sedasız doğumu gerçekleştirmek zorundadır. Bunları duyan Ulviye Hanım intikam ateşiyle yanıp tutuşmaktadır. Dürdane Hanım’a yardım edecektir ve Mergup Bey’den de Dürdane’nin intikamını alacaktır. Kâh erkek kılığına girerek kâh iz sürerek intikam peşinde koşar ve bu yolda sandalcı sohbet ağayla tanışır. Bir olup Dürdane Hanım’a yardım için çabalarlar.
1000Kitap
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
"Dürdane Hanım"
8/10
Ahmet Mithat Efendi “Dürdane Hanım” ile birlikteyim bu kez. Kitap okuma sürem boyunca kitabın adı niye “Dürdane Hanım” niye “Ulviye Hanım” değil diye sorup durdum kendime, bana göre asıl karakter Ulviye Hanım, o kadar hamle, o kadar macera, hem de o dönemde, hem de yeni gelişen telefon ve de Edebiyat düzeninde.. :) Ne ise. Yazar birçok sevdiğimiz yazarın Hocası olmuş ve dönemin öncülerinden birisi olarak Edebiyat tarihimizde yerini almış ben de diyorum ki işte boşuna da almamış. Kendi matbaasını kurup, kitap basmak; kitaplarının döneminde ve seneler sonra okuyucu bulması pek değerli bir çabanın sonucudur sayın okuyucu.. Ahmet Mithat’ın yer yer halk ağzı kullanması ve yazarken aynı zamanda ders verme, öğretme üslubu pek tabi ki bilinmektedir. Bundan yana hiçbir sorun yoktur. Ancak çeviride yine aynı durum yaşanıyor maalesef. Genç çevirmenlerin elinden geçtikleri için atlatılıyor bazı detaylar günümüz Türkçesine aktarılırken. Anlatılan öykü çok keyifli, eğlenceli ama çeviride atlanılan detaylardan ötürü birazcık yavan hissi verebiliyor bu değerli eserler acı ki... Umarım izah edebilmişimdir, İş Bankası.. Kitaptan; Bekri Mustafa yine karşıma çıktı.. :) Nâkil-i seda: “Telefon” demekmiş. “Mergup” bir karakterin adı, ne garip bir isim demiştim okurken, anlamı “rağbet edilen, istenilen” demekmiş, öğrenmiş bulundum. İpin ucu: Evet ucu, ahh o uçlar.. (s. 123) Ve: Dava artık mahşere kaldı!.. Kitap sonuna yazdığım notum: “Takdiri ilahi! dedim ilk bitiş anında.. Güzel bir hikaye idi ancak yine aynı problem; günümüz Türkçesine aktarılırken halk ağzı çevirmen tarafından atlandı sanırım. Sanırım usta çevirmenlerin vefat durumları nedeniyle genç çevirmenlere görev verilmeye başlandı. Bu sorunun buradan kaynaklandığını düşünüyorum zannımca. Genç insanlara
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
Eserin Mesajı
Puan vermedi·160 syf.··
2025 47. kitabı
Kadın-Erkek İlişkileri: Roman, aşk ve cazibe üzerinden kadın-erkek ilişkilerini tartışır. Kadının Toplumdaki Yeri: Dürdane Hanım karakteri aracılığıyla dönemin kadın algısı ve kadınların toplumdaki etkisi işlenir. Ahlak ve Çıkar İlişkileri: İnsanların birbirine yaklaşımında ahlaki değerler ile çıkar çatışmalarının rolü gösterilir. Toplumsal Eleştiri: Ahmet Mithat, romanında topluma ayna tutar; özellikle kadınların güçlü ve etkin yönlerini ortaya koyar.
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma
Dürdane Hanım
9/10
·149 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 00:26
Galata’nın tasviriyle başlayan roman başlarda oldukça şaşırttı beni açıkçası hani nerede Dürdane Hanım dedim bir kaç kez. Sonra ilerledikçe öyle bir merak uyandırıp heyecanla ne olacak diye sayfaları çevirmeye başladım ki yer yer abartılı olaylar sayesinde güldüm yer yer de dönemin yaşam biçimini bize göstermesi erkek kadın ilişkileri hakkındaki tespitleri okumak çok keyifliydi. Konusu, kurgusu çok farklı olan çok güzel bir Türk Klasiği okudum diyebilirim. Her ne kadar “Dürdane Hanım” ana karakter olsa da Ulviye Hanım’ın yani namı değer Acem Ali Bey’in katkıları es geçilemez. İyi ki okumuşum dediğim vaktimi keyifli kılan bir romandı.
1000Kitap
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,889 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.