Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·432 syf.··
2017 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2017 23:34
Nereden, nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Doğalcı romana bir örnek olarak Müşahedat’ı yazdığını iddia eden Ahmet Mithat Efendi ki bence de öyle ama başlangıçta romantik romandan da izler vardı, başka türlü olduğunu iddia edenler de olmuş, okurken, araştırırken ilginç şeyler deneyimledim. Dergâh Yayınlarından 2013 birinci baskıyı okudum ve anladığım kadarıyla ikinci baskı şimdilik yapılmamış, alışveriş sitelerinde tükendi yazıyor. Bu ayrıntıyı niçin veriyorum, Dergah Yayınları eseri sadeleştirmeden basmış ki, eserin kalitesi ve orijinalliği bakımdan özenli bir çalışma da yapmışlar ama ülkemin gerçekleri farklı olunca belki de bu sebepten ikinci baskıyı yapamadılar. Ne diyorum ben! Okurken yoruldum, yoruldum demek eseri beğenmedim, keyifle okumadım, sıkıldım manasında değil. Bilmediğim kelimeler, bilemediğim kelimeler, yayınevinin dipnotları ve sözlük arasında gidip gelmeler, bazı yerleri tekrar okumama sebebiyet veren durumlar… Yıl 1890, yıl 1920 de, yıl 1935 de, yıl 1940 da fark etmiyor… Yanlış bir şeyler var çok açık ortada… Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini sadeleştirmek durumda kalmışız… Derinden üzüldüğüm için bu konuya girdim… İşin bir başka boyutu Türk Dil Kurumu tarafından eser 2000 yılında basılıyor… Eee Cemil Meriç Ahmet Mithat Efendiye “tek kişilik akademi” diyor, Türk edebiyat tarihinde romancılığa yeni başlandığı zamanlarda, meddahlık kültürü ile yetişmiş bir topluma kitap okuma alışkanlığı kazandırmış, kendini sevdirmiş ve bu uğurda da bir sürü eser vermeye çalışmış bir yazar ki şöyle söyleniyor hakkında: “Gazeteci, hikaye ve roman yazarı, tarihçi, ilahiyatçı, felsefeci…O, bütün bu alanlarda ciltler dolusu eseri bulunan, edebiyattan coğrafyaya, müzikten dinler tarihine hemen her konuda kalem oynatmış ve okuyucularını her alandan haberdar etmek isteyen bir
Tarih
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
Ahmet Mithat Efendi Müşahedat romanı, kendi yazılış serüvenini konu alan, edebiyatımızdaki ilk natüralist ve metinlerarasılık izleri taşıyan en yenilikçi eserlerden biridir. Yazar Ahmet Mithat Efendi, eserde sadece bir anlatıcı değil, aynı zamanda bizzat romanın başkahramanlarından biridir. Karakterlerle sohbet eder ve olaylara müdahale eder. Romanda İstanbul’un çeşitli kesimlerinden gelen karakterlerin (Seyyale, Fitnat, Agop ve İhsan Bey) ilişkileri ve yaşadıkları çatışmalar işlenir. Yazar, çalıştığı gazeteye gitmek için bindiği vapurda, konuşmalarına kulak misafiri olduğu iki kadının (Seyyale ve Fitnat) hikayesini araştırmaya karar verir. Kadınları takip edip güvenlerini kazanan yazar, onların sıra dışı yaşamlarına ve çevrelerine dahil olur. Bu süreçte karakterlerin hayatlarını yakından gözlemleyen Ahmet Mithat, toplumsal normları, evlilik kurumunu ve sınıf farklılıklarını eleştirerek şahit olduğu bu olayları bir romana dönüştürür. Ahmet Mithat Efendi
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
Postmodern Romanlara Selam Romanı: Müşahedat
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2021 23:51
19. yüzyıldan postmodern tekniklere bir selam romanı: Müşahedat Müşahedat; Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının önemli kalemi, çok sayıda eser kaleme almasından dolayı "Yazı Makinesi" lakabıyla anılan Ahmet Mithat Efendi'nin bir romanı. Romanın ilginç bir yanı var: Postmodern romanlarda sıkça gördüğümüz "üst kurmaca" tekniğinin 19. yüzyılda kullanılması. Peki, nedir üst kurmaca? Kısaca bahsedeyim: Edebiyatı bir oyun olarak gören postmodern yazarların, yazma eylemlerini de oyunun bir parçası olarak görmelerinden dolayı, anlattıkları ya da kurguladıkları şeyi nasıl oluşturduklarını dile getirmeleri, romanın veya öykünün içinde kendileriyle veya okurla bir nevi sohbet etmeleridir. Sohbet etmek kısmı zaten tam Ahmet Mithat Efendi'ye göre bir iş. Bilen bilir, romanlarında okuruyla sohbet etmeye bayılır. Ahmet Mithat Efendi, Emile Zola gibi türalist bir eser kaleme almayı amaçlar. Bunun için gözlem önemli tabii. O da gözlemlerinden hareketle bir roman yazmaya başlıyor. Roman kahramanlarını da bu romanın yazma serüvenine ortak ediyor. Yazdıkça ilgili bölümleri onlara okuyup romanda değişikliklere gidiyor. Ahmet Mithat da bu yönüyle hem anlatıcı hem de romanın bir kahramanı üstelik gerçek kimliğiyle roman kahramanı oluyor. Bu romanda gözlem çok önemli olduğu için romanın adını da "Müşahedat" koyuyor çünkü bu isim "gözlemler" demektir. Romanda Ahmet Mithat, Siranuş, Agavni, Refet, Karnik, Seyit Mehmet Numan, Vartov Dudu karakterleri karşımıza geliyor. Dergah Yayınlarından okudum kitabı. Yayınevi dilin özgünlüğünü korumuş. Kelimelerin anlamlarını dipnot şeklinde vermiş. 19. yüzyılda yazılmış bu romanın dili haliyle biraz ağır. Arapça, Farsça kelimelerle tamlamalar zaman zaman okumayı güçleştirse de konu ilgimi çektiği için kitabı okumaya devam ettim. Okuyacaklar, bu durumu
1000Kitap
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
Müşahedat - Yaşananlar Görülenler
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
Müşahedatı Dergah Yayınlarının baskısından okumadım, Everest Yayınları'ndan Keşif Serisi içerisinde yapılan baskısını okudum. Dergah baskısında yazarın dönem içerisinde Osmanlı dili etkisiyle kullandığı farklı diller sayfa altına açıklama şeklinde verilmiş ve akıcılık zedelenmiş. Everest baskısı ise Behçet Necatigil Türkçeleştirmesiyle ve kitabın sonuna eklenen yine Behçet Necatigil' in hazırladığı radyo oyunuyla sunulmuş. Kitap Ahmet Mithat Efendi'nin 1800'lerde bir vapurda şahit olduğu olay ve dinlediği konuşma sonrası tanışmaya karar verdiği üç kadın ve çevresiyle tanışmasıyla başlıyor. Ahmet Mithat bu kitapta hem bir yazar hem karakter olarak yer alıyor, aynı şekilde diğer karakterler de bazen yazar rolü de üstleniyorlar. Dönemini çok ayrıntılı bir gözlemle yansıtan Ahmet Mithat Efendi' nin eline geçen hikaye sayesinde tanıştığı farklı kesimlerden insanları tanımak gerçekten güzeldi. Bu güzellik sadece edebi zevk alanında değil, şöyle ki karakterler hayatlarını roman oluşurken yaşamaya devam ettikleri için kültür, ekonomi vs konular üzerine devrin görüşleri de okuyucuya yansıyor.
Edebiyat
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2016 33. kitabı
Yeni Türk Edebiyatı dersinde kısa sınav sorumdu romanın tahlili :) Aynı zamanda Ahmet Mithat Efendi üzerine ve Hayret / Kafkas romanlarının tahlili üzerine bitirme tezi hazırlamıştım. Gerçekten dönemine göre ve hatta içinde bulunduğumuz dönemde de çok keyifli bir kalemi olduğunu söyleyebilirim. Oldukça ilginç hikayeleri var namı diğer yazı makinasının. :) Tüm eserlerini şiddetle tavsiye ederim.
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2023 23:13
yazı makinemiz, ilk öğretmenimiz ahmet mithat... kitabı öncelikle kendi dönemi üzerinden bakarsak sürekli araya girip birşeyleri anlatıp öğretmek üzere aralarda sürekli girip olayın bütünü bozması biraz kitabı sıkıcı hale getirmiş ama kitabın yazılış döneminde ahmet mithat halka bilgi vermek ve öğretmek amacıyla kullanmış. müşahedat ta ahmet mitahat natürelist bir roman olarak yazmış yani yazdıklarını hem görmuş hemde birebir yaşamış ve bu yaşantıları yaşayan insanlardan da o olayı dinleyip eksik yerleri tamamlamış. kitap kurgusu olarak çok güzel karakterlerinde hayatları acılarla dolu bazı yerlerde onların hayatlarıyla iç içe geliyorsunuz mesela agavniyı anlatırken sonunda doğru o muydu diye şaşırıyorsunuz. sonunda hiç beklemediğiniz kişiler evleniyor felan. bide ölmeyi hak etmeyen kadının ölmesi.. güzel bir kitaptı ama ben okurken sıkıldım.
Deneme, İnceleme
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2015 281. kitabı
Ahmet Mithat o devirde bilmeden de olsa bizlere postmodern bir roman sunuyor.Yazar yeni bir tür denediğinin bilincinde bile isteye yazıyor ama ileride bunun bir akım olacağını kestiremiyor pek tabi olarak.Savruk dilini ve roman kurgulama eksikliklerini en aza indirdiği kitap.
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
“Müşahedat” adlı romanın incelenmesi
Puan vermedi
Avrupada Natüralistlerin bir akım başlatmasıyla Ahmet Mithat efendi de Zola gibi Natüralist, Romanın içerisinde bir kahramanmış gibi her şeyiyle bütünüyle beraber bir roman yazmak ister. Her gün gitmek için bindiği Şirketi hayriye vapurunda erkekler kamarasına oturur ve nasıl natüralist bir roman yazarım diye düşünür tam o sırada içeriye üç yabancı kadın girer. Aralarında ermenice konuşan kadınlardan şüphelenir ve onları gittikleri Pansiyona kadar takip eder. Kapıyı çaldığında esmer olan kadın açar kimsin diye sorar. Ahmet Mithat efendi roman yazmak istediğini ve sizin önemli şeyler yaşadığınızı düşündüm diye cevap verir. Esmer kadın Ahmet Mithat efendiyi tanıdığını hatta Rakım efendiyi çok sevdiğini “evet bizim başımızdan önemli olaylar geçti ama sen şimdi git yarın Rakım efendi olarak gel” diyerek cevap verir. Ahmet mithat efendi ertesi gün erkenden Rakım efendi olarak gelir. Kadın başlarından geçenleri anlatmaya başlar “ben ve agavni kilisi okulunda birlikte büyüdük bize seyit numan adında zengin hayırsever biri sahip çıktı, yanında muhasebeci Refet bey ile agavni arasında duygusal bir ilişki oldu ancak Seyit numanın hastalıklı kızı agavniyi kıskanır. Siranuş da aslında Refet Bey’i sevmektedir, ama aşkına karşılık bulamaz. Siranuş, Refet Bey’e karşı duyduğu aşkı içinde saklar. Agavni ile Refet Bey’in yakınlaştığını gördükçe kalbi kırılır ve kıskançlık duymaya başlar. İçten içe bir çatışma yaşar Bir yandan en yakın arkadaşı Agavni’yi kıskanır, Diğer yandan Refet Bey’e olan sevgisini itiraf edemez. Seyit numanın huysuz kızı feride refet ile evlenmelerine agavninin engel olduğunu düşünür ve şirketi hayriye adlı vapurda agavniyi denizde boğdurur. Agavninin ölümünden sonra siranuş babasının müslüman olduğunu bir savaşta şehit düştüğünü öğrenir ve müslüman olur
Edebiyat
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2017913 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2025 9. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 18:19
Ahmet Mithat Efendi'nin eserlerine dair en sevdiğim yönlerinden biri, döneme dair Istanbul da hayatların nasıl yaşandığına, insanların birbiriyle ilişkilerinin nasıl oduğuna, yani kısacası o döneme dair bize bol bilgi veriyor olması. Bu romanda da gözlerimizin önünde o dönem İstanbul'u tam olarak canlanıyor. Eserde anlatılan hikâye'ye yazar kendisini de dahil ederek okuyucusuna bir sürpriz yapmış ve yer verdiği diyologlar sayesin de fikirlerinden de faydalanmamızı sağlamış. Aslında çok da ilginç olmayan bir hikâyeyi, bu kadar sürükleyici bir hale getirmesi ise onu Ahmet Mithat yapan bir unsur... Severek okuduğum ve Türk edebiyatına ilgi duyanların da okuması gerektiğini düşündüğüm bir eser.
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 2005913 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2024 93. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 11:00
merhaba sevgili arkadaşlar! Ahmet Mithat Efendi - Müşahedat kitabından bahsedeceğim bugün sizlere. Hüseyin Rahmi’den sonra en sevdiğim klasikçi olduğumu bilmem kaçıncı kez söylüyorum ve asla söylemekten sıkılmayacağım. yazardan okuduğum dokuzuncu kitap ve tabi ki beklentimi karşıladı. yazardan okuduğum en ilginç eserdi, Natüralist bir tarzda yazılmış. roman roman içinde bir eser olmuş tabiri caizse. Ahmet Mithat bu eserinde kendisi de romanın içerisine dahil olmuştu, hem de kendi kimliğiyle. hatta hikâyenin gidişatında Ahmet Mithat’ın ismini yanlış okudum sanıp “yahu bir yerde şaşırdım galiba” deyip o kısmı baştan tekrar okumuştum. Türk edebiyatında bir ilki daha gerçekleştirip natüralist yazmasına hayran olduğumu söylememe gerek var mıdır? canım Ahmet Mithat seninle tanışmayı öyle çok isterdim ki… iyi ki edebiyatımızda yazı makinemiz sensin. konusuna değineyim, yazarımızın bir vapur yolculuğunda iki genç hanım ve orta yaşlı bir kadının konuşmaları dikkatini çekiyor. genç hanımlardan biri, öfkeyle durduk yere bir adamı tokatlayınca bizim yazarın merakı ne olur? işte yazılacak ilginç bir hikâye der ve bu hanımların peşlerine bir merak uğruna düşüverir. hikâyemize pek sonraları genç bir beyde dahil olur. e sonra ne mi olur? bu üç genç ve bizim Ahmet Mithat’ın başına neler gelir, gidişat nasıl olur okuyup görebilirsiniz. çok sevdim. romanın nasıl oluştuğu, olayların bağlantısını ve finali çok sürükleyiciydi. Ahmet Mithat’ın klasik dostluk/vefa temasını bu eserde de görmüş oldum. Siranuş, Refet ve Agavni iyi ki roman kahramanlarım arasına dahil oldunuz. herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim, okuyunuz efenim. sevgiler, buse.
Alıntı
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024913 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.