Müşahedat

8,1/10  (7 Oy) · 
30 okunma  · 
7 beğeni  · 
791 gösterim
Akşamki eğlencemiz öncekilere benzemedi. Edilecek sohbet, okunacak müsvedde olmadığı için yemekten önce çok güzel bir konçerto dinleyerek kulaklarımızın pasını giderdik. Yemekten sonra ise hep edebiyatla, felsefe ile ilgili sohbetler yaptık. Fakat, köprü kapanmadan biraderin evine gitmek zorunda olduğumu söylediğimde, Refet yine ayağa kalkarak bana arkadaşlık edeceğini söyledi. Gerek olmadığını ısrarla söylememe karışın mümkünü yok kabui cttircmcdim. Hanımlar ile her zamankinden daha dostça, daha samimi bir vedalaşmadan sonra Refet'le birlikte geri döndük. Gerçi köprü açık olduğu için gecenin bir vakti sandal külfetine ve tehlikesine katlanmadan, köprüyü yürüyerek gectikse de İstanbul tarafında kâğıt fener alma zorunluluğundan kurtulamadık.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2011
  • Sayfa Sayısı:
    432
  • ISBN:
    9786051004006
  • Yayınevi:
    Kitap Zamanı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Nereden, nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Doğalcı romana bir örnek olarak Müşahedat’ı yazdığını iddia eden Ahmet Mithat Efendi ki bence de öyle ama başlangıçta romantik romandan da izler vardı, başka türlü olduğunu iddia edenler de olmuş, okurken, araştırırken ilginç şeyler deneyimledim.
Dergâh Yayınlarından 2013 birinci baskıyı okudum ve anladığım kadarıyla ikinci baskı şimdilik yapılmamış, alışveriş sitelerinde tükendi yazıyor. Bu ayrıntıyı niçin veriyorum, Dergah Yayınları eseri sadeleştirmeden basmış ki, eserin kalitesi ve orijinalliği bakımdan özenli bir çalışma da yapmışlar ama ülkemin gerçekleri farklı olunca belki de bu sebepten ikinci baskıyı yapamadılar. Ne diyorum ben! Okurken yoruldum, yoruldum demek eseri beğenmedim, keyifle okumadım, sıkıldım manasında değil. Bilmediğim kelimeler, bilemediğim kelimeler, yayınevinin dipnotları ve sözlük arasında gidip gelmeler, bazı yerleri tekrar okumama sebebiyet veren durumlar… Yıl 1890, yıl 1920 de, yıl 1935 de, yıl 1940 da fark etmiyor… Yanlış bir şeyler var çok açık ortada… Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini sadeleştirmek durumda kalmışız… Derinden üzüldüğüm için bu konuya girdim…
İşin bir başka boyutu Türk Dil Kurumu tarafından eser 2000 yılında basılıyor… Eee Cemil Meriç Ahmet Mithat Efendiye “tek kişilik akademi” diyor, Türk edebiyat tarihinde romancılığa yeni başlandığı zamanlarda, meddahlık kültürü ile yetişmiş bir topluma kitap okuma alışkanlığı kazandırmış, kendini sevdirmiş ve bu uğurda da bir sürü eser vermeye çalışmış bir yazar ki şöyle söyleniyor hakkında: “Gazeteci, hikaye ve roman yazarı, tarihçi, ilahiyatçı, felsefeci…O, bütün bu alanlarda ciltler dolusu eseri bulunan, edebiyattan coğrafyaya, müzikten dinler tarihine hemen her konuda kalem oynatmış ve okuyucularını her alandan haberdar etmek isteyen bir gazeteci, bir ansiklopedist hatta ilk öğretmen”
Ama değeri geç anlaşılanlardan… Ahmet Mithat Efendiden sonra yetişenler, onun romancılıktaki eksikliklerini görmüşler, iyi de onun eksiklerini görmek onu yok saymakla eş değer olur mu? Bir defa denemiş, yeni bir şeyler denemiş… İddia atmış ortaya doğalcı roman aynı zamanda şöyle de olmalıdır demiş, bu da yetmemiş onu göstermek için daha önce denenmediğini iddia ettiği şekilde Müşahedat’ı yazmış… Romanın yazılışını roman haline getiriyor, romanın yazılması esnasına roman kişilerini de katıyor ve romanın içine kendisi yazar Ahmet Mithat Efendi olarak karışıyor...
Hasan Ali Toptaş’ın en beğendiği eserlerin başında gelen 1759 yılında yayınlanmış “Tristram Shandy” de romanın yazılışını konu haline getirdiği söyleniyor. Ahmet Mithat Efendi’ni bu eserden haberi var mıydı bilmiyorum.
Özetle; Müşahedat türk romancılığının ilk yıllarında batıda denenmemiş bir şekilde yazım tekniği denenerek yazılması hadisesi ile büyük bir iştir.

Rukiye Egl 
16 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tek kelimeyle mükemmel bir kitaptı. Mithat Efendi'yi Batıcı sanırken, Kitabı okurken Osmanlıcı olduğunu öğrendim. Liberal düşüncelerinde -her ne kadar o yöne doğru gitmesem de- kendimi buldum. Vee, Siranuş hanımla kendimi özdeşleştirdim. Aslında onunla çok farklı noktalarımız var ama ondaki asalet, sabır ve sırf arkadaşının mutluluğu için kalbine gömdüğü aşkı gerçekten çok etkileyici idi.

Dili ise o kadar ağır değildi. Ki Ahmet Mithat Efendi, edebiyatı halka indirgeyebilmek için dilini özellikle sadeleştirenlerdendir diyerek sözlerimi bitireyim.

Fırsat bulursanız muhakkak okuyun derim,

İstirham ederim :)

Yeni Türk Edebiyatı dersinde kısa sınav sorumdu romanın tahlili :) Aynı zamanda Ahmet Mithat Efendi üzerine ve Hayret / Kafkas romanlarının tahlili üzerine bitirme tezi hazırlamıştım. Gerçekten dönemine göre ve hatta içinde bulunduğumuz dönemde de çok keyifli bir kalemi olduğunu söyleyebilirim. Oldukça ilginç hikayeleri var namı diğer yazı makinasının. :) Tüm eserlerini şiddetle tavsiye ederim.

Vedat Ayhan 
 08 Mar 04:14 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bir kadın kendisine meyyal ve heveskâr olan ve bahusus kendi hakkında ciddi ve pak bir sevda peyda eyleyen adamın halini yalnız bir bakışından anlar. Bunu anlamayana kadın demektense odun demelidir.
Yazı makinası ve Cemil Meriçin ifadesiyle "Tek kişilik akademi " olan Ahmet Mithat efendi her alanda olduğu gibi yine kalemini hünerli bir şekilde oynatmış .
Edebiyatımıza "Doğal Roman"türünü kazandırmak içinde bu örneği vermiş .

vurkan i 
30 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Ahmet Mithat o devirde bilmeden de olsa bizlere postmodern bir roman sunuyor.Yazar yeni bir tür denediğinin bilincinde bile isteye yazıyor ama ileride bunun bir akım olacağını kestiremiyor pek tabi olarak.Savruk dilini ve roman kurgulama eksikliklerini en aza indirdiği kitap.

Kitaptan 22 Alıntı

Zira "bakmak" başka ve "görmek" de başka olup her etrafına bakınanlar, etraflarındaki şayan-ı müşahede şeyleri göremezler. Her gören de bunları başkalarına irae ve tarif edemezler. Romancı, fikir ve nazar-ı beşeri bu seyahat-i maneviyede delalet-i arifanesiyle irşat eylerse karilerine pek büyük hizmet eylemiş olur.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 18 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 18 - Dergah)

Bir kadın kendisine meyyal ve heveskâr olan ve bahusus kendi hakkında ciddi ve pak bir sevda peyda eyleyen adamın halini yalnız bir bakışından anlar. Bunu anlamayana kadın demektense odun demelidir.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 395 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 395 - Dergah)

Agavni'nin bu son sözünü lisan-ı Osmanninimize bihakkın tercüme edecek kelime-i vahide bulunamaz. Frenkler kadınlara yaranmak gayretinde bulunan adamlara "galant" derler. Bu adamların yaranmak için gösterdikleri etvara ve söyledikleri sözlere de "galantri" tabir ederler. Kâmiller cemiyetinde istimali pek de musarrahan caiz değilse de, o kadar ehl-i taassup olmayan cemiyette istimali memnu olmayan tabirlerdendir.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 95 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 95 - Dergah)

Yoksa gözlerim mi hata ediyorlar? Yoksa bu müşahede bir vahime-i dşağiyeden mi neşet ediyor?
Bu da olabilir ya! İnsan ne kadar acaib ve garaibin tecelligâhıdır ki nispetle vehmin bu türlüsü hiç menzilesinde kalır.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 41 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 41 - Dergah)

Taaccüp etmeyiniz birader. Şöhret denilen şey insanların sanatına göredir. Bendeniz de acizane epeyce meşhur bir adamsam da işte gördüm ki siz de benim ismimi hiç işitmemişsinizdir. Bir sınıfın meşhurları diğer sınıfın meçhulleri oluyorlar.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 88 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 88 - Dergah)

Kadınlar bu vitr cihetindeki peyke üzerine oturuyorlardı. Müsellesin dıl'-ı tavili ile dıl'-ı asgarının teşkil eyledikleri zaviye-i kaime boştu. Biz de doğruca gidip o köşeye oturduk.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 28 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 28 - Dergah)

Hatta lâkırdının bu kadar uzanmasından dilgîr olmaya başlamıştım. Ama kocakarıyı iskât kabil olabilir mi?

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 29 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 29 - Dergah)

Gördüm ki yetmiş iki buçuk millet buraya dolarak ve mevarid-i servetin her birini birisi yakalayarak temettuat-ı vefire ile serian zengin oluyorlar da İstanbulluların bunları kıskanmaları şöyle dursun hakayık-ı ahvalden haberdar oldukları bile görülmüyor. Onlar daha sabavetten kurtulmaksızın devair-i devlette birer sandalye edinmeye müsaraat gösteriyorlar. Sözün daha doğrusunu mu istersiniz? Edinmesi için can attıkları sandalyeler üzerinde oturanlara ne yolda ve ne derecede malumat lazım olduğunu düşünüp o malumatı iktisap ile tehyie edilmelerine bile ehemmiyet verilmiyor. O sandalye üzerine her kim oturursa malumat ve dirayet ve kifayet onun ayaklarına kendi kendisine gelecek zannolunuyor.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 180 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 180 - Dergah)

Bu halde biz hastegana en büyük müdavat, rahat-ı kafiye olduğunu emir ile bir araba cağırtıp, yine Cevdet'in tertip ve delaletiyle, bizi Beyoğlu'na aşırdılar. Keşke oraya aşırmasaydılar.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 302 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 302 - Dergah)

İlk attığı hatvede o daracık kamaranın kapısı önüne varmış olduğundan güzel elini kapının pirinç topuzuna uzattı, açtı. ikinci hatveyi kapıdan dışarıya attı.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 42 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 42 - Dergah)
3 /