"Çünkü bir incir çekirdeği kadar küçüldü dünyanın vicdanı. Ayaklarında ne balçık, ne de balçık kokusu kaldı bu dünyanın. Kan, yalan, yokluk kokusu var ayaklarında. Kendi osuruğuyla kendi ciğerini morartan sersem bir dünyanın arkasında yürüyeceğine git bir mağara karanlığında yaşa daha iyi."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öyle sanıyorum ki, dünyadaki tüm kentler, adlarını, ya da çok yiyen, çok geğiren ve çok horlayan siyaset adamlarından almışlardır; ya da apoletleri nişan demirlerine karışan, taş suratlı generallerden.
"Șu hale bak. İnsan etinden ne farkı var bunların? Canlıların bir bölümü, bir başka bölümünü yiyerek yașıyor. Yașam, ölümle
besleniyor, İğreniyorum. Gidelim. Kuzuları, ceylanları, kuşları yiyoruz. Alçakça birșey değil mi bu?"