Bir insan ne kadar dibe batabilirdi bilmiyordum. Ben en dibe kadar düşmüş şimdi de orayı kazıyor ve yıkıntılarının içinde kayboluyor gibi hissediyordum.
Doğru ve yanlışın, birbirine sıkı sıkı kenetlendiği bir ipin üzerinde yürüyordum. Doğru sandığım onlarca şeyin, aslında hiç de masum olmadığı; kötülerin de daima iyi sebeplerinin olduğu, bir araf düğümünün ilmeklerine sıkışmıştım.