"Sevgili dostum, sen Atinalısın. En güçlü, eğitim gücüyle en ünlü kentin yurttaşısın ve paraya, şana, üne o kadar önem verdiğin halde akla ve gerçeğe, olabildiğince iyi bir ruha sahip olmaya bu kadar az önem vermekten sıkılmıyor musun?" diyerek, vicdanınıza seslenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim.
Sokrates de bilgeliğinin sınırlarının bilincinde olan biri olarak bu "en bilge" sözünün ne anlama geldiğini anlamak için kendini bilge sanan insanları tek tek yokladığını, sonunda onlardan daha bilge olduğunu kavradığını söyler. Ötekiler bir şey bilmedikleri halde kendilerini bilge sanırken, onun bilgeliği "bir şey bilmediğini bilme" anlamında bir bilgeliktir.