Onur Köksal

Onur Köksal
@TimeTraveller_
Muhasebe
Üniversite Lisans
İstanbul
İstanbul, 1 Eylül
64 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Tahayyül, taakkul, tecessüm. Hayal ettiğin, aklına yansır ve akılla o hayal bağlanmış. Akıl, bağlayan demek ve o şey cisimleşir, gerçekliğe dönüşür. İnsan-ı kâmildeki teshir kudreti bu noktadan gelir. Mesela bir arkadaşını düşünürsün, hayal edersin ve aniden, ya telefonun ya kapın çalar, o kişiyi karşında bulursun. Bunlar tesadüfî değildir. Kişi bedende, zihinde, düşüncede değil de, alın bölgesi odaklı farkındalığa yoğunlaştıysa, sadece hayal gücü, niyet, bir olguyu realize eder.
Sayfa 222·Kitabı okudu
Reklam
Hipotalamus vesilesiyle niyetleriniz anında gerçekliğe dönüşür. Bütün duygularınızı, düşüncelerinizi kimyasallarla dönüştürür. Siz sadece niyet edin, öyle bir fabrika ki burası, duygulara uygun kimyasallar burada üretilir. Bu kimyasallara peptit adı verilir. Bunlar, proteinlerin en küçük yapı taşları olan amino asit zincir dizileridir. Tuğlalardır ama yapılacak binaya uygun tuğlalardır. Hayallerimiz, duygularımız, hipotalamusta protein zincirleri oluşturmak için hazırlanır. Sonra ruh dünyamıza uygun düşen nörohormonlara ve nöropeptitlere bunlar monte edilir. Yani her duygu için hipotalamusta kimyasal var. Üzüntü, korku, sevgi, nefret, şehvet için... Kimyasallar burada hazırlanır. Sen düşün, hipotalamus, ona uygun peptitleri oluştursun, görevi bu. Senin düşüncelerin, yani tohumların hipotalamusta somutlaşıyor, biyolojiye yansıyor. Hipotalamus da her duyguyu, bu âleme (biyolojiye, fiziğe) yansıtacak kimyasalları üretmek için yaratılmış. Sen herhangi bir duygu içine girdiğin anda, bedeninde veya beyninde yaşadığın anda, hipotalamus derhal çalışmaya başlar ve ilgili peptitleri üretir. Ve onu nehirlere yani kan dolaşımına salıverir ve bu kana karışan peptitler nereye gideceklerini çok iyi bilirler. Her bir hücrenin yüzeyinde her peptite uygun alıcılar vardır. Sen yeter ki hipotalamusta üretilmesi için izin ver. Yani niyet et veya hayal et. Hücrenin yüzeyinde hipotalamustan gelen bu peptitleri alan binlerce alıcı yüzey mevcut. Hücre yüzeyindeki bu alıcıların hepsi ellerini açmış, “Hipotalamustan bize ne gelecek? Bu sarayın efendisi ne düşündü, bizi nasıl şekillendirmek istiyor?” derler. Hücreler ellerini açmış bekliyor. Hipotalamus için sorun yok. O, senin duygularına, hissettiklerine, düşüncelerine, hücrelerine uygun peptitleri oluşturmak için var. İşte senin duygularınla
Sayfa 213·Kitabı okudu
Şaban-ı Veli’nin dediği gibi “İhlâslı amel öyledir ki, melek bilmez ki yaza, şeytan bilmez ki boza, kul da bilmez ki amel ile Allah’a nazlana.” Mutluluk, İlahî tecellinin, senin üstünden taşmasıdır. Ancak mutluluğu şartlara bağlamak, “Şunlar şunlar olursa mutlu olacağım” demek, egodur. Allah senden razı olmasaydı, seni yaratmazdı. Senden razı olduğunu bilmediğin için mutsuzsun, kendine küsmüşsün. Onun için mutlu olamıyor, yani şükredemiyorsun. Dikkat et, şükür, farkında olmakla ilgilidir. Zaten cennete, cennet denilen mânâ her an Hakk ile olmakla ilgilidir. Sen dünyada olan nimete şükretmiyor, değerini bilmiyorsan, ahirette olanın kokusunu bile alamazsın. Çünkü Allah israf etmez. Mutmain olman, anlaman ve şükretmen lâzım ki, bir sonraki programa geçilsin. Bu da ilim ve dua ile mümkündür.
Sayfa 208·Kitabı okudu
Şimdi yüzüne istediğin kadar makyaj yap veya güzelleşmek için istediğin kadar krem sür, enerji al, enerji ver, çakralarını açtır. Yediğimiz haramsa, ilmimiz yetersizse, anlayışımız eksikse, yani vahiy mihenginden geçmiyorsak; bir anlamıyla fıtrata, yaratılışa, yasaya uygun değilsek, o zaman hep birilerine mahkûm oluruz. Hep gökkuşağı beklersiniz mutlu olmak için. Bir çakra açıcıdan diğerine, bir astrologdan diğerine koşarsın kişisel gelişim adına!
Sayfa 153·Kitabı okudu
Mürşitle karşılaştığında ego, kendi âlemini, zannını korumak için tartışır. Sen öyle yapma. O, senin söylediklerine, ezberlediklerine bakmaz. Sadece gözlerine bakar. Mürşitle karşılaşmak, senin kendinle yüzleşmendir. O gözlerindeki ışığa bakar, ama sen hâlâ konuşuyorsundur. Gözlerine bakar ve sen gözlerini kaçırırsın. Çünkü söylediğin şeylerin sana ait olmadığını, senin mantığının, zihninin ürünü olduğunu biliyorsundur. O ise sana şefkatle ve basitçe “Biliyor musun?” der. Sen ise bir baş büküklüğü ile “Bilmiyorum” dersin. “Söylüyorum ama, bilmiyorum” O zaman mürşit sana “Beraber gidelim, görelim” diyebilir. Bu büyük bir fırsattır. “Bu süreçte birbirimize yardım edelim” der. Bu, dönüşümdür. Çok şeyi zihninde oturtmuş, çok şeyin mantığını anlamış olabilirsin. Bunlar güzel, bunlar seni mürşidin kapısına getirmek için güzel, ama ermek başkadır.
Sayfa 151·Kitabı okudu
Reklam